11 Kasım 2015 Çarşamba

Bulutlar Güzel



Yorgunum yine her zamanki gibi. Okul başladı, proje başladı. Ben yorgunluğuma yorgunluk ekliyorum. Ama çok da şikayetçi değilim bu durumdan. Seviyorum meşgul  olmayı.



Hava tam kıvamında gidiyor. Ne üşütüyor ne terletiyor.

Bir de sizden hoşlanan birisi varsa, sizi şımartıyorsa her şey daha bi güzel. "Bu yaz hiç denize girmedim." dediğinizde "Şimdi deniz tam kıvamındadır, hadi Çeşme'ye gidiyoruz!" diyorsa onu sevmek gerek dimi?

Değer vermek, vaktinden çalmamak, o vakti eğlenceli hala getirmek gerekiyor. Seviliniz, seviniz. Şımartılmayı sevdiğimiz gibi şımartmalıyız da.

Öpmeli, sevişmeli.

Daha çok sohbet etmeliyiz.Kötü dünyada iyi insanlara denk gelmeliyiz.

Bulutlara bakarken sigaradan daha derin bir nefes almalıyız.

2 Kasım 2015 Pazartesi

UMUT-SUZLUK


Sabah oyumu kullanıp eve geldim. Sonra çok önemsemedim sonucun ne olacağını. Kuzenlerim bizdeydi onlsrı evlerine bırakıcaktım "A sonuçlara ne oldu acaba?" diye hemen bi kanal açtım. Emindim, AKP kazanamıcaktı.

"AK PARTİ TEK BAŞINA İKTİDAR!"ı görmemle içimden bir şeyler koptu.

Evden çıktı yürüyorduk. Korna, havai fişek, Alkış. Islık. Bakkal bile son ses müzik açıp zaferi kutluyordu. Bunları gördükçe/duydukça ve hala duymaya devam ederken yolda yürüdüğüm o 20 dakika boyunca kendimi bitik hissettim.

Bu duyguyu daha önce de hissetmiştim. Rihanna konserinin ertesi günü Gezi'dekilere saldırdıklarını duyduğum zaman böyle olmuştum.

İkinci kez "Ben bu ülkede yaşamak istemiyorum!" diye geçirdim içimden. Evet şuan bir fırsatım olsa direkt kaçıp gidesim geldi.

Yürüdüm, (bana göre) saçma insanların sevinçlerini görmeye tahammül edemediğimi fark ettim. O turuncu bayrağı biri yanlışlıkla bir yerime değdirsin de alıp kırayım diye düşündüm. Ne bileyim sataşsınlar, bi laf etsinler de kavga çıksın diye bekledim.

Evet bu bana hiçbir şey katmayacaktı ama o andaki sinirimi çıkaracaktım.

Sonra aklıma Gezi geldi tekrardan.

Ülkedeki o kaos ortamını canlandırdım. Kötü bir ülkeye karşı "BARIŞ!" eylemleri. Az kişi değildik ve bir şeyleri değiştirmeye başlamıştık yavaştan. Haziran seçimlerinden sonra mutlu olmuştum. O UMUT'u görmüştüm.

Peki neden şimdi böyle oldu? Neden ileriye gidecekken geriledik. Neden İki gün umutluyken üçüncü gün her şey alabora oldu?

Daha kaç ölü beden gerekli %50'nin bu iktidarı unutmasına?