23 Eylül 2015 Çarşamba

İyi Bayramlar

Sevelemlar, iyisiniz inşallah?

Uzun süredir düzenli olarak birşeyler yazmıyordum buraya. Okul, bilgisayarsızlık yazmamamın nedenlerinden birkaçıydı. Yeni bilgisayar aldığıma göre belki artık uzun uzun sizle dertleşmeye kaldığım yerden başlayabilirim.

İYİ BAYRAMLAR!

XOXO

6 Eylül 2015 Pazar

Kabus gibi bir gün daha

Sıcaklardan uyunmuyor, uyuyunca da uyanılmıyor. Dün yine öyle bir geceydi. Zaten evde kara bulutlar hakim, herkes sinirli. Kimsenin kimseye tahammülü yok. En son saate baktığımda saat 6'ı geçiyordu. Sabah evde bir telaş ve uyumak istiyorum ben. Annem geldi odaya "Git ekmek al!" dedi. Uyuyorum, dedim. Başladı yine söylenmeye. Saçma sapan bir dünya söylendi her zamanki gibi. 

Uyumaya çalıştım, en azından uyuyormuş gibi yapıp sinirimi yükseltmek istemedim. Evin içinde bir o yana bir bu yana koşturuyordu. Sonra tekrar odaya geldi. Sözde kendince göz dağı vermeye çalışıp yeni yıkanmış ama katlanıp dolaba yerleştirilmemiş çamaşırları alıp çöp poşetine koydu. Hiçbir şey demedim. Sadece izledim. Sonra söylenmeye devam etti. Bir şey demek istemiyorum, susmasını bekliyorum.

Uzun zamandır aptallaşmış bir halde, ben onla konuşmaya çalıştıkça o telefonuyla vakit geçiriyor oldu. Sevgili mi yaptı kendine diye kurcalamıştım bir ara telefonunu. Facebookta saçma salak bikaç adamla konuşuyor. 45 yaşında bir kadına yakışmayan hareketler. Neyse dedim hiç konuyu bile açmadım. Yemek zamanlarında da telefonla uğraşmaya başlayınca deliriyorum ve bunu da ona her akşam söylemekten bıktım. 

Annem akıllı bir kadın değil. Ama akıl almaya açık bir kadın değil. Bir şey denmez, konuşulmaz. Kendie göre yaptığı her şey doğru olduğu için kimseyi karıştırmaz. Ama işler öyle değil, ben bunu düzeltmeye çalışırken odadaki kıyafetleri hatta çantalarımı bile çöp poşetine atması bendeki siniri taşıran son damla oldu. Aldım valizimi doldurmaya başladım eşyaları. Evet bunu yaptım, yapmam dediğim bir şeydi bu benim için. Daha önce de yapmıştım böyle bir şey ama o zaman sadece dikkat çekmek içindi. Şimdiki ise cidden evdeki uzun zamandır süren o saçma atmosfere dayanamamanın sonucu. 

Ben eşyalarımı toplarken o da giyinmeye başladı "siz durun evde ben çekip giderim"le başlayan cümleler kurdu. Açtım ağzımı yumdum gözümü. Kısacası bir yerde de sıçtım ağzına. Gidersen geri dönmeler, arama sorma bir dahalar falanlar filanları sıraladı ardı ardına.

Topladım bütün eşyamı çıktım evden. Taksiye atlayıp babama geldim. Evin önüne geldiğimde babam da kapının önündeymiş. Görünce şaşırdı tabii. "Noldu?" dedi. Burda kalcam biraz yok bişey dedim. Çıktım eve.

Annem aradı sonra "Nerdesin?" dedi, "Babamda!" dedim. Tamam deyip kapadı telefonu. 

Annemler ayrıldığından beri hiç babama gelip kalmamıştım, bi geldim pir geldim. Hayırlı olsun. Bu kadar sinirlenmemin bir diğer nedeni ise Boysan Yakar'dır. Sanab Instagram'ı açtığımda karşıma onun fotoğrafı çıkıp, açıklamada da "...öldü..." yazmasıydı. Kişisel tanımazdım ama hayran olduğum, önemsediğim, takip ettiğim insanlardan biriydi ve beni cidden çok üzdü.