22 Aralık 2014 Pazartesi

Otur Şuraya

Otur şuraya,
Bişey konuşucaz.
Sigara içicez,
Ağlıcaz,
Göz yaşlarımızı silicez.

Sonra yemek yeyip biraz daha konuşacağız.
Sert sözcükler kurup, yumuşak bakışlar atacağız birbirimize.

28 Ağustos 2014 Perşembe

Hayat bir tutam Sezen Aksu bir tutam da Ahmet Kaya şarkılarından oluşuyor bence.

Yaşıyoruz, geçiyor. Ama acısı silinmiyor. Gülerken bile o hüzün hep bizimle. Bizimle geliyor gittiğimiz yere. Mutsuz olmayı bu kadar benimseyip hayattan umudumu kestikten sonra arada başıma gelen güzelliklerin karşısında afallar oldum.

Mutluluğu sindiremiyorum. "Sen mutsuz olmalısın, senin neyine mutlu olmak!" diye iter oldum resmen. Ama değişmeye başladım.

Mutsuz olmak için dünyaya geldiğime inanırken mutluluğun peşinden koşmaya başladım. Sokak sokak, masa masa aramak gerekiyormuş mutluluğu. Bulunca da tadını çıkarmaya başladım. Ne de olsa mutlu olmak kısa süreli bir his. Bir mutluluğa da fazla kapılmamak gerekiyor, yenilerini aramak gerekiyor.

Mutlu olmak için güzel şeyler var. Arayın, bulun o şeyleri!

12 Haziran 2014 Perşembe

Nasılsınız?

İyisinizdir siz. Kötü olmanız için bir neden yok. Ya da iyi olmayı bilmiyorsunuzdur.

Ben mi?
İyiyim ya. Kötü değilim. İzmir'e alıştım ve gidiyorum. Üzülmüyorum. İzmir'de gençliğimi geçirmek istemiyorum. Yaz geldi, havalar sıcak; İzmir ise leş gibi.

Soktuğumun sınavları bi bitemedi. Daha 5 sınavım var. Haftaya bugün İstanbul'a yola çıkıyorum.

Üzülüyorum, özlüyorum. İstanbul'u nasıl özlediğimi anlatmama gerek yok dimi? Özledim be hacı, deli gibi. Çocuğum olsa bu kadar özlemedim. A bi de kedim vardı sahi. Noldu acaba ona? Haberim yok. Düşünün artık kedimin varlığını unutacak kadar yoğunum. Buraya yazamayacak kadar da.

Yazacak bir şeyler yok mu? Var. Mesela geçen gün ilk grup seximi yaptım, ama yazmam. O günler eskide kaldı.

Neyse ben biraz daha finallere çalışayım. İstanbul'da görüşmek üzere.

XOXO
İzmir'de ruhunu teslim eden Kızılsakal

19 Nisan 2014 Cumartesi

Düşünelim.



Özleyelim bazı anları, bazı insanları, bazı sokakları, bazı kokuları.

En çok bir şeyi özleyelim. Bir adam olsun özlediğim şey.

Özlemeye devam edelim. Biraz daha.

Vücudunu düşünelim. İlk dokunuşumuzu, ilk öpüşümüzü.

Düşündük mü?

Düşünme yetimizi kaybetmek için çok erken.

Kullan hadi şu beynini. Kullanmak lazım, bir işe yarasın. Kafa tasının içinde boşuna yer kaplamasın.

Peki, düşündük.

Biraz daha geriye gidelim. Biraz daha düşünelim. Adını öğrendiğin ilk an. İlk selamlaşmanız. İlk gülümseyişi. İlk espiriniz.

Oldu mu?

Düşünsene salak. O anları boşuna mı yaşadın? Boşuna mı aşık oldun?

Boşuna.

Her şey boşuna değil mi? Bir hiç uğruna yaşıyoruz, bir hiç uğruna seviyoruz.

Yargılamıyorum. Sadece düşünüyorum.

Neden sevdim, diye.

Sahi neden severiz ki insanları? Oysa ki insanlar gayet acımasız insanlar, can yakarlar.

Yüreğimizi sökerler mesela. Çeker giderler.

Ben de çeker giderim. Sen de. O da.

Gitmek gerekir.

Gitmeyi istediğimiz an kaçarak uzaklaşmak lazım. Lazım ki laçkalaşmasın. Laçkalaşmasın ki bir daha sevebilelim.

Bir daha düşünelim.

O'nu ilk gördüğün anı.

An. İşte her şey an.

Doğru zaman, doğru kişi.

Genelde yanlış kişi.

Düşünelim. İlk okuduğumuz hikayeyi.

Hadi.

Düşünebiliriz.

5 Mart 2014 Çarşamba

HELLO, AGAIN!

Ben geldim, sevgili Kızılsakal'ınız.
Nerede miydim? Ödev yapıyordum.
Neden mi yazmıyorum.
Canım istemiyorum.
Neden mi geldim?
Laf olsun diye.
Ne mi yapacağım?
Gidip uyuyacağım.

bana mail atın; ilginç fikirlerle gelin.
iminthebed@gmail.com

Bi de buraya küçük tatlı bir şarkı bırakıyorum.
http://www.youtube.com/watch?v=bOzVprikzKA

19 Ocak 2014 Pazar


Bir sigara yakıyorum,
dumanını geçmişe üflüyorum
Bir bira açıyorum,
geleceğe içiyorum
Bir kitap alıyorum,
hayallerime okuyorum

Bir daha sevmek istiyorum,
sevdiğim bütün adamları.
Öpmek istiyorum o dudakları,
hiç öpmemiş gibi.

Hava kararıyor,
ben yine karamsarlaşıyorum.
Gündüz oluyor,
hiç güneş doğsun istemiyorum.

Her gün olduğu gibi bugün de geçmişi özlüyorum,
gelecek için hiçbir şey yapmıyorum.