28 Ekim 2013 Pazartesi

(ESKİ) SEVGİLİYE;



Önce resimleri duvardan kaldırdım
Çay içtiğin bardağı rafa sakladım
Giydiğin ne varsa bir bir katladım
Bir damla yaş düştü çok ağlamadım
Kokun uçtu gitti açık camlardan
Sevdiğin şarkıyı hiç söylemedim
Korkmuyorum sensiz akşamlardan
Sevdiğimi unut özleyemedim
Sen haylaz rüzgarlar önünde şimdi
Sevdanın yükünü attım omuzumdan
Sen sandığım şey belki benim yüreğimdi
İyi ki dönmüşüm yolun başından
Of yolun başından


Sosyoloji dersinde Bülent Ersoy

Geçen sosyoloji dersinde konu konuyu açarken bir anda laf Bülent Ersoy'a geldi. Hoca da "o adam gibi.." diye cümle kurdu. Bekledim düzeltmesini ama düzeltmedi. Her sınıfta olan bi gülüşme oldu ve sinirimi bozdu. Sonuçta burası lise ya da ilkokul değil; üniversite. Hala birinin cinsel kimliğine gülüşmek çok rahatsız edici geldi bana. Dediğim gibi hoca "adam" lafını düzeltmeyip konuyu değiştirdi.


Yeni konu ise Rusya'da erkeklerin selamlaşırken öpüşmesiydi. Biraz alaycı bi tavır takındı gibime geldi. Tabii sınıfta yine saçma gülüşmeler falan oldu. Suratım daha da asıldı. Sonra da konu İskoç heriflerinin etek giymesine geldi. Bu konuda da alaycı ve taraflı bi tavrı vardı. Dersin sonlarına doğruydu. Toplandım hocaya bu tavrının hoşuma gitmediğini söyleyecektim.

Ama hoca sınıftan hışınla çıkınca söyleyemedim, zaten öbür ders başlayacaktı. Yurda dönünce kendime de engel olamadım. Hocanın mail adresini bulup mail atmaya karar verdim. Rahatsız olduğum noktaları yazdım maile. Bugün cevap geldi. Yanlış anlayabileceğimi, öyle bi insan olmadığını dile getirmiş. Bülent Ersoy olayında ise özür diledi, dil sürşmesidir dedi, geçti.

Cesaretimi toplayıp böyle bi mail attığım için mutluyum. Açık bi şekil de gay olduğumu söylemesem de anlamıştır herhalde. Ve konuşmalarında daha dikkatli olmayı dener. Hatta hocayla aramız iyi olursa bi dersi bu konulara ayırmasını isteyeceğim. Bilgilendirme amaçlı iyi olabilir. En azından sınıftakilerin belli bir kısmının homofobisi/transfobisi(bla bla fobisi) varsa biraz törpülenir.

DİĞMİ AMA?!

26 Ekim 2013 Cumartesi

Aşk hiç biter mi? Bitti işte.

Bi aşk daha bitti. Bende bitmişti. O'nda hiç başlamamış da olabilir. Bilmiyorum.

Perşembe akşamı arkadaşımla buluşmak için yurttan çıktım. O sırada bi arkadaşım "Patrick?" yazmış, kim bilir ne saçmalayacak diye önemsemek istemedim. "Efendim?" dedim.

- Ş'le sevgilinin fotoğraflarını gördün mü?
+Noldu ki yakın arkadaşlardı?
-Fotolar işte...

Yolda hemen girip Ş'nin fotoğraflarına baktım. Bi de ne göreyim sevgilimle öpüşmeler falan çok samimi pozlar. Franch kiss yapmışlar, fotoğrafını çekip face'e atmış benimki. Sinirlerim gerildi. Arkadaşımı aradam gelemicem dedim. Mal mal dolandım. Sonra dayanamadım aradım benimkini.

-Napıyorsun?
+Ş'leyim, gidiyor ya kutluyoruz.
-Evet, gördüm.
+Nasıl, çok tatlı çıkmışız dimi?
-Evet, harikasınız. Hani sen bi daha Ş'le görüşmek istemiyordun noldu da birden tekrar bu kadar yakın oldunuz?
+O kadar da değildi.


Falan filan saçmaladılar. Gidip Ş'e boxer alacaklarmış, sonra partiye gideceklermiş falan filan. Dediklerinin çoğunu hatırlamıyorum, başıma ağrılar girdi, dokunsalar ağlıcam. Bi de gavat "Ehe mehe çok tatlıyız dimi?" demiyo mu, sikicen onu orda. 

"Tamam, siz gidin biraz daha sevişip fotoğraflarınızı paylaşın." dedim. Saçmalıyormuşum öyle diyip durdu. Kapadım telefonu. 
...
Şu an tek istediğim şu çocuk gibi olmak.
Tamam kendimi "open relationship" denen gerzekliğe alıştırmaya çalışıyordum. Kiminle yiyişirse yiyişsin kalbi bende olsun, diyordum kendi kendime. Ama bunu gözüme sokmasına gerek yoktu. Hadi masum tatlı bi öpücük olsa o da değil. Etkilendiği o kadar belli ki o bakışlardan.

Her şeyi geçtim eski sevgilisinin ona yaptığını şeyleri eleştirirken (bu hareketler gibi şeyler yapıyormuş) aynısını şimdi bana yapıyor. Sikerim ulan böyle aşkın adaletini.

Öyle işte; iki gece, iki sabahtır sevgilim yok.



İzmir'li zenginler eqlesin ;)

7 Ekim 2013 Pazartesi

İzmir'den Bildiriyorum

Selam genşler. Çok uykum var ama uyumak istemiyorum. Biraz saçmalamak için burdayım. Size biraz bölümümden ve İzmir'deki hayatımdan bahsedeyim istedim.

İzmir'e ilk geldiğim gün Panda'ya yaptığım yoğun baskı sonrasında kapağı onlara attım. İl bir hafta geçmek bilmedi burda. Hele o 5 gün hiç geçmedi. Canım nasıl sıkıldı anlatamam. Bi de ben bunlara "Okulun ilk günü naptınız?" diye sorduğumda hepsi "ilk bir hafta dersler boş geçti, sonra yavaş yavaş başladı" dediler.

O yüzden ilk gün okula yavaş yavaş gittim. Fakültede sınıf aradım. Ders 8:30'da başlıyodu ama ben 9a doğru sınıfa girdim, bi baktım hoca ders anlatıyor. Töbe bismilla. Neye uğradımı şaşırıp bi yere oturdum hemen. Üniversite hayatım böyle başladı yani.

Sonra dersler bi başladı ki hiç sormayın. Şehir planlayacağım diye girdim bölüme haftalardır çizgi çiziyoruz. Neymiş temel tasarımmış. Bi siktirsinler, beynimizi sikiyorlar.

Bi derste hoca noktalar ve çizgilerle ilgili yaklaşık 1.5 saat bişeyler anlattı sonra mola verdi ve bahçeye çıkınca herşeyi nokta ve çizgiden ibaret olarak görmeye başladım. Bi de bu ders haftada 12 saat, 3 güne bölmüşler 4'er saat block ders yapıyolar. Tabii bu derslerden sonra ben beynim yanmış olarak yurda geri dönüp bi de ödev yapıyorum. 50x70lik resim kağıtlarına çalışıyoruz ve ne çektiğimi bi bana sorun!

Oda arkadaşlarım ben ödev yaparken benle dalga geçiyorlar. Aman ha siz siz olun Şehir ve Bölge Planlama okumayın. 2 haftada pes ettim. Bi de ben İstanbul'a geçiş yapacaktım sözde ama sınıfta sırf bu dersi veremediği için 3 senedir 1. sınıfı geçememiş bi tip var. Aha işte benim sonum. Oysa odevlerim de -bence- güzel ama hocalar niye yüksek not vermiyorlar anlamıyorum. Bu salaklar sanattan anlamıyorlar.

Bi de annemin patronunun bi tanığı bana burs vercekti heyecanlanmıştım ama burs işi de yalan oldu galiba. Şirket batıyormuş galiba, o yüzden burslar iptal edilmiş. Allam, sen beni cenabet olarak doğurmak zorunda değildin, dimi? Bana burs bulsanıza daşşağını yediklerim!

Ha bi de İzmir'de gay yok lan. Ya da ben dağ başında olduğumdan kimseyi göremiyorum. 2 hafta bi ibne göremedim. Ha bana ne! Sevgilim var ama insanın göresi geliyor yani sonuçta. Arada Grindr'ı açıyorum ama en yakınımdaki bile 5 km ötede.

Ama bugün noldu, anlatayım. Kantine girerken bi çocuk gördüm, evet bence %100 gay. Hatta bayağı kestim. Galiba bi dönem üstüm. Mimarlık okuyor olabilir, şehir plancısı olmak için biraz fazla. Sonra kampüs içindeki otobuste bi çocukla kesiştik. Yani dönüp dönüp baktı. "Kim bu tipini siktiğim gerizekalısı?! Bi daha bakayım, vallahi gerizekalı .s .s .s" demiş de olabilir, emin değilim. Ama o da gaydi.

Ve İstanbul'a gitmeme son 4! C.tesi sabağı İstanbul'a indiğim gibi direkt sevgilime gidicem. Annemlere "Bilet bulamadım, c.tesi gece binicem otobüse" dedim. Ehe mehe, çok zekiyim.

Öyle işte blog.

King de bloga geri dönmüş, yazılarını okurken çok heyecanlandım. Bu satırları okuyorsa öperim onu.

Neyse ben kaçtım. Bb.