28 Eylül 2013 Cumartesi

Özledim.



Sevgilimi özledim
O'nun sırtını öpmeyi özledim,
Uyurken O'nu izlemeyi,
Nefes alış-verişini dinlemeyi,
Uyurken terini silmeyi,
O'nunla boş boş yürümeyi özledim.

Belki de kendimi özledim.

Annemi, kardeşimi, kedimi özledim,
Babamı bile.

Zor 10 metre kare yurt odasına tıkanıp kalmak 3 tanımadığım insanla birlikte.
Çok zor.

Rahat değilim.
Mutluyum
Ama özlüyorum,
Hiç özlemediğim kadar.

İstanbul'u özlüyorum mesela.
Taksim otobüsü beklemeyi de özlüyorum.

Dedim ya belki de kendimi özlüyorum.

İstanbul'da ben, bendim.
Burda yeni bir hayat, yeni yüzler...
Yoruyor beni.

6 gün oldu.
13 gün daha var.
Ve ben özlemeye devam edeceğim.
Balkonumda rahat rahat sigara içmeyi 13 gün daha özleyeceğim.

Özlemek hiç güzel şey değil.

23 Eylül 2013 Pazartesi

17 Eylül 2013 Salı

Olmadı bi sigara yakar mutluluklar dilerim.

En son nerde kaldığımızı unuttum ama tekrardan bi yerden başlamalıyım.

Öncelikle bu sabah blogu açtığımda 190 takipçiye ulaştığımı gördüm. Çok mutlu oldum. 200 takipçiye ulaştığımda parti yapıcam. Haberiniz olsun yaneee ;))

İstanbul'daki son günlerim. İzmir, bekle beni. Çiğden çitleyip, gevrek kemirmeye başlayacağım pazar gününden sonra. Umarım havalar kötü olmazda kordonun tadını biraz çıkarabilirim.

Açıkçası İzmir'e gitmekten çok korkuyorum. Neden mi? Kayıt için gittiğimde başıma gelenler. Kayıt yaptırdığım yurdun içime sinmemesi, kampüsümün çöp gibi olması bla bla bla

İşin en kötüsü de yurttan ayrılmak istediğim de yurttan çıkamamam. Yani bu sene eve çıkmak benim için hayal! İmzalattılar bi senelik sözleşmeyi. Sikeyim böyle işi. Umarım oda arkadaşlarımla anlaşabilirim yoksa çekilmez bu yurt. Allam, sen büyüksün yareppim, amin.

Bi de kedimden nasıl ayrı kalacağım. Geceleri eve gelmeyince ağlayan kedim var, eve dönünce gelip dizimde uyuyan. Çok özlücem, çok özlücem.

Ha bi de sevgili olayım. Hovarda da biraz benimki. Akıllı telefon alıp Grindr yükleyecekmiş. Olaya bak. Sürtük! Kızdım tabii ki. Ne işin var falan dedim. Geçen gece bilgisayarını kurcaladım, eski sevgilisiyle olan fotoğraflarının birazı geri dönüşüm kutusunda, birazı kayıtlı bilgisayarda. Sinirlendim mi? Hayır. Neden mi? Bilmiyorum. Ama kıskandım.

O Gey de askere gitti. Belki yılbaşından sonra onu göre bilirim. Tabii planlarım bozulmazsa. Kesin bozulur.

Daha vesikalık çektircem, sicil kaydı falan alıcam ama çok zor geliyor. Istemiyorum işte gitmek İzmir'e. Allam, bana ceza vermenin başka yolunu bulabilirdin dimi?

Bi de bu sevgili olayları, okul olayları falan üst üste binince bende bi agresiflik oldu. İstemeden insanları üzmüş, kırmış olabilirim. Sorry guys!

Ha işte bi de şey var. Blogumun adını değiştircem. Eski bi blogumun adını kullancam. "Patrick'in Dünyası" ne lan scsbsjahafahsjs! Bi de Patrick'likten de sıkıldım, cesaretimi toplaya bilirsem kimlik adımı bilem kullanabilirim.

Neyse bi bilgisayar kullanmaya başlayayım da.
Ha bi de İzmir'den zengin sevgili istiyorum. Bursum yok madem sevgilim oldun, diğmi?

Neyse gideyim de tıraş olup vesikalık çektireyim.


XOXO
Gossip(sizlikten geberen) Boy

7 Eylül 2013 Cumartesi

Sevgilim vardı, noldu ona?

Sevdiceğim evine taşındı, evini temizledik bi arkadaşıyla beraber. İlk yemeğini yaptı, yedik bi güzel. Sonra rakı içtik. Gece oldu, evde tek kaldık, seviştik. O uyudu, ben uyuyamadım. Salonda sigara içtim.

Seviyordum onu. Yanında olmak beni mutlu ediyordu ama bi tuhaflık vardı. Yanında uzanıp nefes alış-verişini dinlemem gerekirken sigara içmek daha keyifli geliyordu. Daha mutluydum sigarayla. O an evden çıkabilirdim. Ama mutluydum da onunla olmaktan. Bi kaç sigaradan sonra yanına kıvrıldım. Sarılmadım. Ama seviyordum onu.

Sabah mutfak alışverişi yaptık. Eve döndük. Müzik dinledik. Dışarı çıktık. Dolaştık. Sonra eve döndüm.

İzmir'e gittim salı akşamı. Okul kayıt işleri için. Ne kadar stressli olduğumu biliyordu. Aramadı bile. Mesaj da atmadı. Çarşamba sabağı İzmir'deki check-in'ime "yolculuk nasıldı?" diye yorum yapmış. "Sesini duysaydım daha iyi olabilirdi" dedim. Yorgunmuş, erkenden uyumuş. Üstüne gitmedim, sinirimi bozmak istemedim. Çünkü günüm çok zorlu geçecekti biliyordum. Ki öyle de oldu. O kadar sinirim bozuldu ki onun sesini duysam, bi mesaj atsaydı rahatlaya bilirdim. Aramadı bütün gün, mesaj da atmadı.

Gece otobüse binince " Hastaneden cikmadan onceki haline hak verdim dogrusu. Insanin aramasini bekledigi kisilerin aramamasi koyuyormus." diye mesaj attım. O hastaneden çıkarken onu aramayan insanların olduğunu söyleyip, üzülüyordu.

Bahaneler sıraladı bi ton sonuna da "Aklımdasın sen..."i sıkıştırmış. He amk, he. Aklındayım da niye aklında olduğumu belli etmiyorsun?

Sana aşık olduğumu biliyorsun, madem sen değilsin o zaman niye bana bunu belli etmiyorsun?
Niye "sevgiliyiz" gibi davranıyorsun?
Bu nasıl ilişki?


Summertime Sadness hiç güzel bişey deyil!