27 Temmuz 2013 Cumartesi

Lan, bana yardım etsenize!

Ve Patrick aşık olmaya başlar...


Ne mi oluyo? Hemen anlatayım.

Hani şu Lamba'daki çocuk var ya (Artık bi isim bulmalıyım bence bunu, hımmm adı Oğlak olsun. Burcu oğlakmış da ondan.)

En baştan başlıyıp anlatayım. Ben bunu Scruff'ta görmüştüm. Scruff'ta Flicker linkini paylasmis, hemen girip baktım fotoğraflarına, takibe aldım, bi kaçını laykladım. Sonra kaldı öyle. Bi baktım facebook'ta ondan arkadaşlık isteği. Tabii hemen kabul ettim. Ara ara selamlaştık, buna yavşama bahanesiyle bişeyler sordum falan.

Sonra pride günü Lambda'ya gittiğimizde bunu gördüm, selamlaştık ve o gün akşama kadar hiç konuşmadık. Yürüyüşten dönerken de -nedenini bilmiyorum ama- yanına gidip "iyi akşamlar, biz gidiyoruz, sonra görüşürüz" dedim. Tamam, dedi ve ayrıldım ordan.

Geçen hafta Lambda'da bi buluşma vardı ona gittim, sırf bunu görmek için. Biraz daha rahattım. Buluşmadan sonra bi yerde oturup çay içtik, ordan burdan bi kaç sohbet edip ayrıldık.

Facebook konusmalarimiz daha sıklaştı. İş başvurusu için sürekli bu tarafa gelip duruyor, benim de evde canım sıkıldığından perşembe günü için "işin bittikten sonra bişeyler yapalım mı?" dedim, kabul etti. Bana Cihangir Merdivenleri'nde şarap ısmarlıcakmış.

Taksim'de buluştuk 4 gibi, önce bi yere gidip bira içtik. Sonra da merdivenlerde şarap içtik, midye yedik. Ay ne romantik! Sonra da kafamız güzel olunca kalkıp Gezi'de biraz yayıldık. Evi nerdeyse İstanbul'un öteki ucunda olduğundan eve dönesi yoktu, "ev kiralayalım mı" dedi, olur dedim. Internetten ev baktik, sonra gidip konustuk falan ama sonuç olarak bulamadık.

Bi yere oturduk. Ikimiz de yorgunduk, biraz da kafamız güzeldi. Ev bulsaydık iyidi, diyip durdu. Aslında kezbanlık gibi olmasın ama pek e v taraftarı değildim, sonuçta "ciddi" düşünüyorum. Bi ara "ev bulsaydık da uyumazdık ki" diyip, anlamlı bi bakış attı. Salağa yattım biraz.


İşte ben buna aşık olmaya başladım. Ama onun niyetini tam anlayamadım. Ah, bi anlasam! Bi yandan İzmir'e sevgilisiz gitmek istemiyorum, bi yandan da aklım burda kalsın istemiyorum. Tam bir kezbanım, hem de katıksız!

Allam, beni niye böyle yarattın? Niye dünyanın en kezbanıyım. Seviyorum ama gidip konuşamıyorum. 8 saati beraber geçiriyorsak ve mesajlarıma cevap veriyorsa hala bi umut var mıdır?

Vay amk, aşık olmayalı 1 seneyi geçmiş!

26 Temmuz 2013 Cuma

Ben gidiyom, siz de gelin.

Dün gece eve dönerken tam tramvaya bindiğim anda "açıklandı" diye mesaj geldi. Hemenn girdim, baktım. Ve sonuç: istediğim bölüme yerleşmişim. Ama bi sorun var, İzmir'e gidicem. Bana Buca'dan ev arkadaşı bulun! Aklı başında biri olsun yeter.

Öyle işte, ben de artık simite GEVREK, çekirdeğe ÇİĞDEM dicem.

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Diyom ki bana aşk lazım - II

Önceki postta (link veremeyeceğim telefondan, yormayın beni) 3 kişiden bahsetmiştim ya ha işte onlarla olanları anlatayım.

İlki,
Şu 17 yaşındaki çocuk cuma gece yazdı. İstanbula geliyormuş. "Sabah beni otogardan alsana, sonra bana geçer biraz dinleniriz" dedi. Ben de c.tesi babamla alışverişe çıkacağım için reddettim. Bana ne lan sabahın köründe otogara nasıl gideyim ben, o saatte uyuyom ben, hayatta uyanamam. Ama o akşam bi yarım saat oturduk. Zaten saat geçti, eve döndüm. "Haftaya rahat rahat görüşürüz" dedi.


Üçüncüsü,
O günden beri konuşmadık desem yeridir. Yazdıklarıma cevap vermedi, ben de üstelemedim.

Gelelim ikincisine.
Şu Lambda'da gördüğüm ama yanaşmadığım çocuk. Dün Lambda'da sohbet varmış ben de bundan öğrendim. "Gelecek misin?" dedi. Gelebilirim, dedim. Koşa koşa gittim. Sohbet olayı bokum gibi geçti, yanımda oturan bi adam vardı ki beynimizi sikti. Sonra bebeyimle bi yere oturduk birer çay içtik, konuşmaya başladık. Dünya küçük yer lan, valla bak anlatayım.

Bu benim liseyi okuduğum yerde kitapçıda çalışan bi çocuk vardı, eski sevgililermiş. Kitapçıyı da tanıyorum. Yani ordayken sık sık yanına gider sohbet ederdik arkadaşlarla, bize ucuza kitap verirdi falan. İşte şaşırdım biraz. Nasıl arkadaşlarım var diye düşündüm, kime yavşasam birinin eski sevgilisi çıkıyor. Orospular! Sonra "Patrick niye yalnız?" derler, bana birini bıraktınız da ben mi sevgili istemedim?

Bence bununla olacak gibi ama kendi kendime gelin güvey olmayayım dimi? Bence olmayayım. Hoşlandığımı biraz belli edip çekeyim kendimi. Evet, evet, öyle yapayım. (Everyday I'm kezbaning)




Bi de dün gece Grindr'ı açtım, fotoğrafsız biri "Nbr xxx'in kankası" yazmış. Cevap vermedim. Hem fotoğrafı yok, hem beni tanıdığını bildiriyor. Korkarım ben böyle şeylerden. Dediği kız da homofobiğin halay başı. Of allam, ramazan ramazan niye benle uğraşıyon?

19 Temmuz 2013 Cuma

Diyom ki bana aşk lazım

Size anlatmam gereken iki kişi var, hatta üç.

İlkiyle başlayayım.
Bayağıdır konuştuğum bi çocuk var. Evet çocuk, 17 yaşında ve uzak diyarlarda. Yazın Istanbul'a geleceğini söylemişti, heyecanlanmıştım. Burada yetenek sınavlarına girecekmiş falan. Numaramı vermiştim ben buna "evde internetim yok, bilgisayara giremiyorum o yüzden telefondan haberleşiriz" demiştim. Aylarca bana yazmasını bekledim. Bi ara internette görünce atarlandım. Sonunda telefondan konuşmaya başladık.

Geçen hafta İstanbul'a geldi. Benim olduğum semte geldi. Ve görüşemedik. Neden mi? Çekiniyormuş, utanıyormuş bla bla bla

Bu bende resmen hayal kırıklığı oldu. Hoşlandığım insanlar neden böyle yapıyorlar ki? Belki de buluşmak için çok ısrar etmemeliydim. Heyecanlanmamalıydım. Ne bileyim o da ümitli konuşmuştu benle. Sadece tanımak istemiştim onunla. Erkan Oğur dinlemeye gidecektik... Pazar günü geri döndü ve ben bişey yazmadım o günden beri. Yarın yine geri gelecek sanırsam ve yine bişey yazmıcam.



İkincisi ise; Pride günü Lambda'da gördüm dediğim ve daha önce biraz yazıştığım çocuk.
Hergün kısa da olsa selamlaşıp, hal hatır soruyoruz birbirimize. Hani "Bişey düşünmüyorum ama olursa da güzel olur" derler ya öyle bişey bununla. Gerçi güzel değil, harika olur. Olsun yahu!



Üçüncüsü ise Instagram aşkım.
Instagram'da layklayıp durduğum bi çocuk vardı. Bi feysten ekleyim diyip ekledim herifi. Hemen kabul edip selam verdi. 5 saate yakın yazıştık. Havadan sudan konuştuk işte. Fotoğraflarda en fazla 27 duruyordu. Hatta daha gençtir diye düşünüyodum ki herif 33 yaşında çıktı. Ben yaş eşiğimi düşürmeye çalışırken bu hiç olmadı. Ama bu Lambda'daki değil, bildiğin yavşak yavşak konuşuyor. Çakıcam ağzına iki tane!

Öyle işte.
Bi yaz aşkı lazım bana.
Sizce hangisiyle devam edeyim?

4 Temmuz 2013 Perşembe

Nerdesin aşkım? Ebenin amındayım aşkım.

Yürüyüşün ne kadar kalabalık, ne kadar güzel, ne kadar eğlenceli geçtiğini yazıp gelmeyenleri tabii ki kıskandırmıcam. Başıma gelen olayları yazıcam. Anlatacaklarım var.

Prıde'tan önceki gün evde otur otur canım çıktı ben de Kaan'a ulaşığ onların yanına gideyim de eğleneyim diye düşündüm. O Gay gelmiş, Kaan sevgili yapmış o gelmiş, Canka Kuir gelmiş falan diye duydum. Atlayıp Taksim'e gittim. Kaan'cığım canım içi, ciğerimin köşesi sağ olsun beni bekletti biraz. Sevgilisiyle gelip beni aldılar. Diğerlerinin yanına götürdüler. Nerde oturuyorlar? Starbucks'ta. Direnişçiliğin bu kadarı! "İbne'nin direnişçiliği Strarbucks'ı görene kadar" diye boşuna dememişler.

Baktım hepsinin içi geçmiş. Tanımadığım iki kişi vardı. Biri taaaa uzak diyarlardan kalkıp gelmiş, diğeri de İzmir'den. Bi de Kaan'ın sevgilisini sayarsak 3 kişiyi tanımıyordum. Neyse ben attım kendimi O Gay'in yanına. (Sonra da yatağa attım, gelicem oralara, bekleyin.) Ama cidden evden otursaydım daha çok eğlenirdim, o kadar sıkıcılar. Neyse kalkıp Lambda'ya gittik. Kaan'lar içeri girdi; ben, O Gay, Kaslı (İzmirden gelen) kapının dışında kaldık. Onlar lolipop çakıyolardı. Bizim de canımız sıkıldı başka yere gittik. Oturduk. O Gay'ın arkadaşı geldi, Yayık Ayranı falan geldi. Yine sohbet, muhabbet yerlerdeydi. Sıkıntıdan az kalsın bileklerimi dikine kesicektim. Neyse ki çapraz masadaki çocuğu kestim. Cihangir burası sonuçta her 5 erkekten 8i gay. Gündem olaylarından bahsedip O Gay'in ötekileştirmesine maruz kalıp Karaköy'e balık yemeğe gittik.

Sonra Kaanlarla buluşup, Kaan'ın "Salaş" dediği disko müziklerinin çaldığı, yakışıklı garsonun olduğu, işletmecinin götünün kılını gördüğümüz bi kafeye gidip ordu şeklinde oturduk. Sohbet, muhabbet biraz daha iyidi. Ama yine sıkıldık. Bu ibnelere bişeyler olmuş. Neyse ki garson eğlendirdi bizi. Garsonun ne yaptığını Yayık Ayranı yazarsa okursunuz, dedikodu sevmem. Saat gece yarısına gelirken kalktık. Mağlum benim Range Rover ananasa dönmeden eve dönmem gerekiyordu. Aslında anneme söyleseydim Kaan'ın tuttuğu Cihangirde diye anlattığı eve gidip kalabilirdim.

Eve girdiğimde annem direkt "Yarın sen niye Taksim'e gidiyorsun?" dedi. E bu kadın yürüşü mü öğrendi ki? "Arkadaşlarla oturcaz yaaaa" dedim. Gittim uyudum. Sabah kalktım duşumu aldım, kahvaltımı yapıp "Anne, belki Kadıköy'e geçeriz" diyip gittim Taksim'e. Bizimkiler oturmuşlar bi kafede kahvaltı yapıyolar. Kafe de maşallah bizimkilerden başka binlerce gay vardı. İstanbul'un çivisi çıkmış resmen. Akşam azıcık gördüğüm Pistis beni çoktan satmış, Kaan'ın sevgilisine yavşıyordu. Hemen Homorexia'dan gecenin dedikodularını dinledim. Kaslı'nın tişörtüne göz diktim.

Sonra Lambda'ya yardıma gittik. Lolipop çaktık. Bi de ne göreyim, benim yazıştığım bi çocuk. Selamımı verdim, kutsal bakire moduma girip ilgiyi alakayı kestim. Ama arada göz göze geldik. Canım ya. Yerim onu.

Lambda'da işlerimiz bitince kapının önünden herkese birer bayrak kaptık. Saatin gelmesini bekledik. Tabii ortalık birden gayland'e döndü. Nereye baksam İBNE! Sonra meydana çıktık, yürüyüşün başlamasını bekledik. Güneş tepemizdeydi. Yürüdük. Kameralardan saklanmaya çalışırken annem aradı. Evet, annem. Sessize aldım telefonu. Yine aradı. 3-4 kere aradı kadın. Sonra uçuş moduna aldım mecburen.

Yürüyüşten sıkıldıktan sonra "Hadi yemek yemeğe" diyip kaçtık kalabalıktan. O sırada Lambda'daki bebeğimi gördüm, "Biz gidiyoruz, sonra görüşürüz" diyip şirinliğimi yaptım. Galatasaray'dan yukarı salmadılar bizi. Alperenler mi ne gelmiş, bizi dövceklermiş. Hemen orada bi kafeye gittik. Güzel bi yer beklemiyordum. Ama terasa çıkınca gördüğüm manzaraya aşık oldum. İstiklal altımızda, deniz manzarası karşımızda! Tenk yu Homorexia beybim. Annemi aradım.
-Nerdesin sen?
+Kadıköyde'yim anne.
-O müzik sesi neydi?
+Ne müziği anne? (Galiba telefonu sessize alırken yanlışlıkla açmışım)
-Telefonun açıldı, müzik sesi geliyodu.
+Bilmem anne, arkadaşlarla geziyoduk. Telefonum cebimdeydi. Bilmiyorum.
-Sen eve gelmiyon mu daha?
+Birazdan gelice. Ha yok gelmicem bu akşam. Hadi bay bay.

 12'e doğru kalktık galiba ordan. Ve İstiklal hala doluydu. Gruplar ara ara sloganlar atıyordu.

O Gay, ben, Canka Kuir'le eve geçtik. Benim date'im vardı. Hemen bi kahve içtim Cihangire koştum. Bi reklamcı daha bulmuştum. Onu bu akşama sığdırdım. Adam çok tatlı, evi harika, reklamcı. Kahve yaptı. Family Guy izledik. Ben fakir biri olduğum için bizimkilere ulaşamayacağım için dakka başı O Gay'in aramasına maruz kaldım. Yeter lan bi rahat bırakın belki sevişicez. Biraz sohbet muhabbet ettikten sonra ayrıldım ordan. "Haberleşiriz" dedi, ama o günden sonra yazmadı. Sebebi O Gay'dir.

İstiklal'de bizimkilere doğru yürürken arkadaş "Seni görmüşler, ibne diye dedikodunu yapıyolar. Evdekiler seni aradı mı?" dedi. Hemen panik oldum. Hangi kanalda, nasıl, nerde görmüşler diye sordum. Benimle taşak geçiyormuş. Ama nasıl korktum var ya anlatamam. Bi de Halk Tv'de mi ne canlı yayın yapmışlar. Annem de her reklam arasında Halk TV'i açtığından, o sırada da ben çıkmışımdır ekrana, kesin görmüştür. Arkadaş şaka yapmış olabilir ama annemin görmiş olabiletesi de yüksek yani. Bende bu şans olduktan sonra...

Miss Maria'ya ve sevgilisi de artık bizimleydi. Açık mekan kalmadığından eve dönecekmişiz. Ve bizim tayfa hiç ıslak hamburger yememiş. Kimisi "Yok ben yemem, bi tane alaım ikimiz yeriz" dedi, kimisi "Yemesem de olur" dedi. Aldık hamburleri, içecek bişeyler de alıp eve döndük. Ha söylemeden edemicem ev harika! Tam hayalimdeki ev. Aşk yuvası.

Önce ıslak hamburgerler yendi, hepsi beğendi. Sonra sohbet muhabbet derken sabahın körü oldu, Maria'yla sevgilisi gitti. Biz de yatmak için odalara geçtik. O Gay'le beraber geçtik yatağa. O uyudu. Ama ben uyuyamadım. Telefondan tweetlere bakıyorum, fotoğraflara falan bakıyorum ama gram uykum gelmedi. Telefonumun sarjı bitince azcık biraz uyumuşum ki iş adamı O Gay'in telefonu çalmaya başladı. Kerane telefonu gibi susmak bilmedi. Adam olmadan kimse iş yapamıyor. Biri kapıyor, biri arıyor. Hepsine cevabı sinirli şekilde "İzinliyim. Evet, istirhat ediyorum. Recep'e gidin."  oldu. Sonra noldu? Recep aradı.

Kalktım, Kaan'ın sevgilisiyle ikimize kahve yaptım. Sigara içtik. Toparlandık. Ve evden çıktık.  Ha o sırada öğlen sınav sonuçlarının açıklanacağını öğrendim. 1 saat uykunun üstüne bu hiç iyi gelmedi.


Dipnot: Ben yazarken çok sıkıldım. Sonuna kadar okuyan varsa bravo. Okumayanları da seviyorum, haklılar. Çok sıkıcıyım.

Dipnot: Bi sarışın vardı ki yazamadım. Okursa utanırım. Ama o benim olmalı!

Dipnot: Kaslı'nın tişörtüne el koydum.  Sırada gözlüğü var.

Dipnot: Anlatamadığım şeyler var. Kendime otosansür uyguluyorum, bu benim hiç hoşuma gitmiyor. Ne olaylar ne olaylar.

Dipnot: SARIŞIN canım çok seksisin!

Dipnot: Sınav sonucumu siktir edin!

Dipnot: One Girl bebeyim de olsaydı keşke :(