26 Haziran 2013 Çarşamba

İyi Ki Doğdum!

Biraz geç kalınmış bir doğum günü yazısı yazıyorum.

Dün, yani 24 Haziran, Patrick'in doğum günüydü. 2. senesini doldurdu blog. Patrick de 2. yaşına girdi.

Öyle işte benim doğum günümü kutlayın, yalancıktan da olsa hediye yollayın. Yapın bişeyler.

Bu kadar yazı yeter. Öptüm sizi.

11 Haziran 2013 Salı

Hey!

Gençler napıyorsunuz? Sexe devam mı, yoksa direnişte misiniz? Yoksa Ahmet Kaya gibi şehirlere bombalar yağarken mi sevişiyorsunuz?

Her ne bok yiyorsanız devam edin. Ben sevişemiyorum, direnişe de tamamen katılamıyorum. Ders çalışmaya çalışıyorum.

31 haziran sabahında polisin Gezi'deki saldırdıklarını okumuştum twitterdan ama olayın bu kadar büyüyeceğini ögleye kadar düşünmemiştim.

Öglen dersaneden eve gelip biraz uyudum. Uyandığımda arkadaşımın whatsapptan yazdıklarını okudum. Şaşırdım, sinirlendim, olamaz böyle bişey dedim. Olmamalıydı da.

Bi iki kişiye sordum Taksim'deki durumu. Dershaneye gittim sonra ama ders çalışamayacaktım. Taksim'de orturan fuckbuddy'mle iletişime geçtim, ona gitmeye karar verdim. İsleri yogunmus evden cikacagi kesin degildi. Bekledim islerinin bitmesini. Ona giderken de Istiklal kalabalikti ama evden ciktigimdaki kalabalik paha bicilemez biseydi.

Bi kac saat Istiklal'deydik. Sonra ben eve dondum. O aksam orda olmasaydim kotu olurdum, belki duyarsizliga devam ederdim. Olayi yerinde gormek bi baska oldu. O aksam meydana dogru yaklasamadik, gaz falan da yemedik ama arkadasimin arkadaslarinin anlattiklarina gore onlara bayagi polis saldirmis.

Eve donunce uyuyamadim. Haberlerde bisey yok, twitter'dan facebook'tan takip ediyorum, orda olanlara ulasmaya calisiyorum. Uyuyamadim. Sabaha dogru telefon elimde uyuya kalmisim.

Ertesi gun dersaneden bi kac arkadas gittik. O olaylarin sert yasandigi gun, c.tesi gunu. Tophane'den cikacaktik Istiklal'e ama cikartmadilar, bizi geri cevirdiler. Hazirliksiziz bi de ne maskemiz ne spreyimiz var.

En sonunda Tarlabasi Bulvari'na ciktik. O kadar muthis bi kalabalik vardi ki. Polise karsi direndik bi kac saat, afiyetle gazimizi yedik, cevreden maske bulup, yuzumuze sprey sıktırdık.

Bi anda ne oldugunu anlamadan polis geri cekildi, butun kalabalik meydana cikti. O kazanmislik hissi, bi ise yaramak, marjinalnolmak, asiri uc olup direnmek insani o kadar mutlu hissettiren bisey ki.

Tamam, dedim. Taksim bizim artik! Anitin cimlerine yayildik, birilerinden sigara bulduk yaktik, zevk sigarasi gibi ictik. Anita cikmaya basladilar, bayraklar asmaya. Hic hos bi hareket degildi. Ama bi bayrak gordum ki beni cok mutlu etti. Yasamak icin umut var, dedirtti. Istalbul LGBT'den Ebru gokkusagi bayragini alip anita cikmis. Orda bi melek gibiydi. Gozumu alamadim Ebru'dan. Iste zafer buydu!

Cihangir'den tramvaya inip eve donduk. Annem ne kadar benim Taksim'e gitmemi istemese de evde Halk Tv'i acmis olaylari takip ediyomus.

Pazar yine Taksim'deydim. Evde durunca uyuyamiyorum, dersanede bogulacakmis gibi hissediyordum kendimi. Orda olmam lazimdi, kendimi rahatlatmak icin. Kalbimin sesini dinlemem lazimdi.

Dersaneden bi kac arkadas gittik. Bi kac arkadasla da orda bulustuk. Gezi'de zipladik, sigara istedik. Gokkusagi bayragini gorup yine mutlu oldum. Cok gec olmadan eve donduk.

Pazara dair soylemek istedigim bi kac sey var.
-Meydana ciktigimizda halay cekmek isteyip bi gruba girdik. Sonradan alana BDP'liler gelince grup onlarin ustune yurumeye basladi. Ki bu grup iki dakika once "Fasizme karsi omuz omuza" diyordu. E hani Taksim'i fasistlere mezar yapacaktiniz? Kendiniz gireceksiniz galiba o mezara?
-ikinci rahatsiz oldugum sey de "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" lafi.

Yani hani her dusunceden, her kesimden insan ordayken boyle sacma seyler yapmalari sinirimi bozuyor!

Pazartesinise Gezi cok guzeldi. Bi yanda yiga yapilirken, bi yanda da halay cekiliyodu. Bense direniş aşkı ariyordum kendime. Birini gozume kestirmistim ama sigara isteyip gitti pezevenk!

Dun de gittim, hatta bi date gibi bisey yaptim. Sonucu bilmiyorum. Sonra o bulustugum gitti. Ben de fuckbuddy'ime gittim, giderken bira aldim. Film izledik. Valla sadece film.

Ha bi de ayın 25'inde blogun ikinci senesi doluyor. Sıkıldım artik iki kisi olarak yasamaktan. Bloga dokunmaya dusunmuyorum ama ya twitter'imi kapayip kendi adima olan hesabimi paylasicam ya da kendi hesabimi kapayip Patrick'den kendimi desifre edicem. Ya da boyle devam edicem, cok kararsizim.

Iste ne zamandir yazmadim ya ozlemisim.
Annem intermetimi actirdigi gibi ortaligin amina koyucam, bekleyin beni. Telefondan yazmak bana cok zor geliyor.