31 Ocak 2013 Perşembe

Sevdiğim Kadınlar - Rihanna

Sevdiğim Adamlar için: Tık tık
Sevdiğim Kadınlar - Taylor Momsen için: Tık tık 



Dönüşüm muhteşem olsun dimi? Bu sabah uyandığımda Biletix'e girdim bir de ne göreyim. Tanrım! Rihanna, geliyi. Geliyi Riri geliyi. Telefonu direkt anama götürdüm. "Bak bana söz vermiştin beni bu konsere göndermelisin yoksa intihar ederim" dedim. Tamam falan dedi yalvarcam. Acaba biletler kaç kuruştur ki? Ya göndermezse? Hayata küser, doğmamış evlatlarımı keserim.



Herkes bilir Rihanna'yı. "Rihanna beni dinliyo mu ki, ben onu dinliyim?!" tribine gireni döverim, yeminle. En az bir şarkısını biliyodur herkes dicem ama Rihanna bu lan. Bi şarkı çıkarır her yerde çalar. Ha evde dinlemiyosun, alışveriş yaparken çalar, yok dans etmeye gittiğinde çalar. Duyarsın bi şekilde.



Rihanna'yı ilk  ne zaman dinledim hatırlamıyorum da bu yazdan itibaren deli gibi Riri dinliyorum.




17 yaşında ünlü olmasını mı kıskansam, We Found Love'daki o bebekle yiyişmelerini mi kıskansam bilemiyorum bu kadının.



Ama en çok da bacaklarını kıskanıyorum. Çünkümsü ben bacak fetişiyim. Beyonce'nin bacakları falan da güzel ama Riri ablamız varken, ona bakamam yani.



Ve bütün dünya bunu duysun istiyorum:

AY LAV YU RİRİ!


Dipnot: Riri konserine bana bilet alana özel muamele yaparım, bu da biline ;)

30 Ocak 2013 Çarşamba

Döndüm.

Get It over With by Rihanna on Grooveshark


  • Tabii ki dönmedim. Sadece internetime kavuştum. Bilgisayarı açtım. Hiç özlememişim orospuyu. Çok yavaş lan. Telefonum bilgisayarımı siker atar.
  • Telefon dedim de bak geçen gün ne oldu, onu anlatayım.
  • C.tesi evde canım çok sıkıldı. Gezmeğe gidecektim tek başıma. Kardeşime "Gel kız, Taksim'e gidelim" dedim. Ben sanıyordum ki her zamanki gibi kabul etmicek. Tamam dedi ya la! Ne Grindr açabildim, ne sigara içebildim. Zaten Taksim'e indik, ıslak hamburger yedik, Galata'ya indik sıcak çokolat içtik. Eminönüne geçip tramvaya bindik. Bütün aksiyon buydu. 
  • Tabii teli açıp kaparken kardeşim güvenlik deseninimi öğrendi. Ben de gece uyumadan deseni değiştirdim. Telefonun mobil netini de kapatıp uyudum. Sabah kalktım. Deseni hatırlamıyorum. Mobil net de açık değil, mailimi gireyim açılsın telefon. 
  • Telefoncuya gittim. Böyle bi mallık yaptım, yardım et gardaş diye. Biri 40. biri 50 istedi. Biri ben anlamam o telefondan dedi. Ben de parama kıyamadım eve geldim. Eniştemi aradım falan. Salı günü iş yerine çağırdı. Oraya gittim. Telefonu fabrika ayarlarına geri döndürdüler. Ben ağlayacaktım. Gitti bir sürü fotoğrafım diye. Neyse ki çoğunu bilgisayarda da vardı. Bu da böyle bi mallığımdır.
  • Grindr'ı yükledim. Ne göreyim. Yeni hesap oluşturmam gerekiyomuş. Oluşturmadım ben de, onla mı uğraşıcam, işim olmaz! (bakalım daha ne kadar kapalı kalcak grindr)
  • İnternetime kavuştum, hemen Spartacus'ün yeni bölümünü indirdim. Ama izlemek istemedi canım. Hafta hafta bekleyemem ben. Sezon sonunda hepsini indirir izlerim.
  • Sonracığıma Riri'nin son albümünü indirdim. Yaklaşık çok saattir albümü 15bininciye dinliyorum. ŞAYNBIRAYTLAYKEDAYMIND ;)


Dipnot: Bu yazıyı niye yazdım bilmiyorum. Sadece klavyeyle yazı yazmayı özledim galiba. Bu da böyle salak bi yazımdı.

Dipnot2: Fotoğrafın yazıyla bi alakası yoktur, sadece görsellik katmak içindi.

XOXO

25 Ocak 2013 Cuma

Bir Fotoğrafa



Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan, bitti artık hepsi...

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan: '
Önemli olan 'zamana bırakmak' değil, 'zamanla bırakmamak'tir..'
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...


-NAZIM HİKMET

21 Ocak 2013 Pazartesi

Hayatı dolu dolu yaşa(yama)mak!



*Bu yazının şarkısı Yaşar'dan Bu İş Zor Yonca. Dinlemek isteyen şörç eder dinler.

*Bu yazı, yazarın kendisini eleştirdiği bir yazıdır.

Hayatı dolu dolu yaşamak istiyoruz dimi? Çocuklar gibi hiçbir şeyı için önemsemeden, tek derdimizin en sevdiğimiz çizgi filmin hala başlamaması olan bir dünyada.

Evet, ben öyle yaşamak istiyorum. Babam işten dönerken bana çikolata almadıği için kızmak istiyorum ona. Ama babama çikolata almadigi için şimdi kızsam götüyle güler bana. Benim de tek derdim o değil zaten.

Arada sırada mail olsun twitter olsun bana yazanlar oluyor. "severek takip ediyorum" falan diyorlar. Götüm kalkıyor tabii. Ama düşünüyorum neyimi okuyorlar, okunacak ne yazıyorum diye. Bulamıyorum. Ben olsam kendimi okumazdım. Onlara da bunu diyorum. Saçmalama falan diyorlar ya orda eriyip bitiyorum.

Genelde yaşıtlarımdan gelen tepkilerden biri de hayatı dolu dolu yaşadığıma dair. Benim gibi boş yaşayan yoktur her halde hayatını. Yaptığım bişey yok çünkü. Hayatım dersaneye gidip eve gelmekten ibaret. Diyorum acaba önceki yazılarımdan mı böyle düşünüyolar. Yok anam dolu dolu geçen zamanım yok.

Bi farkım varsa o da eskiden her fırsatını bulduğumda bulduğum birinin yatağına girmekti. 1 ay önceye kadar böyleydi. Çünkü yalnızım. En yakın arkadaşım yıllardır yalnızlık olsa da dertlerimi birilerine açmaya ihtiyaç duyuyorum. Bu bir kişi olmuyor benim için. Bişeyler paylaştığım her insan hayatımı tamamen bilmez. Herkeste bi parçam vardır. Açamıyorum kendimi bir kişiye. Güvensizliğim var.

Yakın arkadaşlarımdan uzaklaşmam da bu yüzden. Çünkü ben alışmışım onların dertlerini dinlemeye kendi dertlerimi anlatamayınca, onlar halimi hatrımı sormadıkça çekiyorum kendimi ister istemez kabuğuma. Uzaklaşıyorum ister istemez.

Dolu dolu yaşamaya gelecek olursak, hayatı dolu dolu yaşadığım tek yer hayallerim. Çocukluğumdan beri çok güzel hayal kurarım. Hayallerimde her ne kadar mutsuz olsam da eninde sonunda hep mutluyum çünkü.

Hayal dünyamı geride bırakıp bu gerçek dünyaya girmeye çalışmak götüme zor geliyor. Götüme zor geldiği için de yattıkça yatıp götümü büyütuyorum. Hayallerimin peşinden koşamıyorum. "İstesem olur" diyip duruyorum, erteledikçe erteliyorum.

Bana göre hayatı dolu dolu yaşayanlar hayallerinin peşinden koşanlar; Spartacus!

Patti Smith'in kitabını okuyorum mesela. Sanatçı olmak için yaptıklarını satır satır okuyunca "vay be kadına bak!" demekten kendimi alamıyorum ama o kadının yaptıklarının da hiç birini yapmıyorum. Gerçi tekini yapıyorum, hayal kuruyorum.

Neyse ben biraz daha hayallerimde hayatı dolu dolu yaşayıp yatayım. Ne de olsa en iyi yaptığım iş bu.

18 Ocak 2013 Cuma

Mavi Göz




Hayatımın mavişini arıyorum.

Görenler bana haber versin.

Hayatımın Maviş'i olmak isteyenler mail atsın.

+uzun bacak +adonis +kirli sakal'lı olanlar belirtsin onlara öncelik var.

Mail: iminthebed@gmail.com

12 Ocak 2013 Cumartesi

Sevgili homofobik öğretmenlerim...

Dün dersanede matematik dersindeydik. Hoca bi soru okudu ve sonradan da "parantez içinde türkiye koşullarında yazmları gerekiyormuş, bu soru yanlış" dedi. Soru da bi otobus durağında kaç çift inerse bilmem neydi.


Erkek erkeğe inenler de olur, diye eklemeyi ihmal etmedi. Bunu diyen adam Boğaziçin'de hala eğitimine devam eden birisi.


Sustum. Ama sınıf susmadı. Salak salak espriler döndü sınıfta. Güldüler akıllarinca yaptıkları esprilere. Ben gülemedim. Gülünecek birsey goremedim cunku.


Insanlarin bilmedikleri, kulaktan dolma bilgilerle birseylere yorum yapmalari, dalga gecmeleri.ne kadar mantikli?



Bi de fizik ogretmenimiz var ki dersi kivirarak anlatiyor. Ama gel gelelim homofobik. Yeni evlenmis, bi kac seneye cocugu olur, nerden biliyor eliyle yaptigi "top" isaretini yarin obur gun cocuguna yapmayacaklarini? Umarim cocugu escinler olursa dunya onun icin yasanabilir bir ortam olur. Kendisi de zamaninda dalga gectigi inlari utanarak animsar.



Sinifta sadece kendimin gey oldugunh bilsem siktir edicem ama tahminimce bi-iki kisi daha var. Bir daha boyle bi durum olursa gidip hocalarla konusmayi dusunuyorum. Konusabilir miyim? Hayir. Ama o an cesaretim olursa neden olmasin.


Bir kisi bir kisidir; dusunmeye, arastirmaya, bilgilendirmeye sevk edersem ne mutlu bana.

9 Ocak 2013 Çarşamba

Ağır Roman

"Kulağınızı dört açın ve beni dinleyin leylekler. Ben ki Profesör Gaftici Fethi olarak Kolera Açıkhava Üniversitesinin Seksoloji Profesörüyüm. Bugün sizlere manitalar hakkında çok önemli bir tüyo vereceğim. Beni dikkatle dinleyin. Efendim, manita “seni seviyorum, evlenelim” ayakları yaparsa önce yüz mumluk ampule yarım metre mesafeden bakın sonra gözlerinizi ampulden ayırıp manitanın gözlerinin içine dikin. Eğer hâla cıvırın gözlerini görüyorsanız onunla hemen evlenin."

Ağır Roman'dan