10 Kasım 2013 Pazar

Geçmiyor, günler geçmiyor.




İzmir'de günler geçiyor ama günler nedense geçmiyormuş gibi geliyor. Deli gibi yoğunum; dersler, ödevler, bölümün etkinliği derken hiç boş vaktim kalmıyor. Bu iyi bişey dimi? Evet iyi bişey. Yalnız kalmıyorum, yalnızlığımı hissedemiyorum, koşturmaca içindeyim. Ama geçmiyor işte günler. Okul açılalı çok zaman olmadı ama bu kadar hızlı tempoda yaşayıp geçmeyen günleri gördükçe deliriyorum.

Normalde yarın son sınavıma girip İstanbul'a doğru gitmem lazımdı. Bir dönemlik hızı 1 ayda yaşamak çok kötü bişeymiş. Günleri üstün körü yaşamaktansa sindirerek yaşamayı tercih eder duruma geldim. Yanlış olmam mümkün. Hızlı yaşayıp genç öleceğim ov yeaaaa!

Perşembe gecesi başımdan geçenleri anlatmayayım. Yukarıdaki klibi King'in bloğunda gördüm ve bende tam da o geceyi hatırlattı. Hatırlatmadı, yaşattı.

Bizim bölümün 3 gün süren yoğun tempolu bi etkinlik gibi bişeyi vardı. Her sene ayrı bir şehir de yapılırmış, bu sene de İzmir'deymiş  ve bizim okul da ev sahibi olduğundan birinci sınıflardan görevli öğrenciler aldılar. Ben de hocalara yalakalık olsun diye ismimi yazdırmıştım. Sabah 7:30'da Alsancak'a gittim 4 sabah. Akşamları geç döndüm.

Perşembe akşamı bizim üst dönemler "tanışma partisi" tadında bi parti düzenlemişler. Gittik arkadaşlarla. Partiyi düzenleyen çocuk da o kadar tatlı bir şey ki okulda ne zaman görsem salyalarımı akıtırım. Tatlı, kibar bi konuşması da var. İşte deli gibi içtim, hayvan gibi içkiye para yatırdım o gece. Tabii yurda en son giriş 12 ama ben 1'de dönerim diye düşündüm. Arkadaşlarla dönecektik, "Nereye gidiyorsunuz? Daha erken bu olay her zaman olmaz, senede 1 ya da iki kez." dedi. Yer sıkıntısını söyledim, sorun değil dedi. Evi müsaitmiş. Evi de yurda yakın. Tabii bunları söyledikten sonra ben bi yakınlık hissettim.

O da bi yakınlaştı. Eli belimdeydi sürekli. "Aha, aradığım aşk bu" diyip dansta biraz ileriye gitmiş olabilirim. Kafam da iyi. Ortam zaten leş, klasik club ortamı. Kaptırdım kendimi ona. Bi ara bana dönüp "Bana mı dayıyorsun?" tarzında birşeyler söyledi. Tabii ne dediğini tam anlamadım, kendimi geri çektim. Moralim bozuldu. O kadar sıcak yaklaşırsan olacağı bu be koçum, ne yapabilirim. Biz ibneler iki tatlı gülüşe kapılıp gidebiliyoruz.

Sonra arkadaşlarla dans etmeye devam ettim. Sabah 4'ü geçiyordu mekandan ayrıldığımızda. Taksiye bindik, bizim sınıftan bir çocuk ve onun bir arkadaşıyla onun evine gittik. Ben uyudum, onlar sigara içiyordu. Sabah 7:30'da kalkıp yurda geçtim.

Çok utandım ama yapacak birşeyim yoktu. Pişman mıyım? Eh biraz.

Bu olaydan sonra İzmir biraz daha anlamsız gelmeye başladı.

Heterolar ölsün, ibneler rahat etsin!

1 yorum:

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.