27 Mart 2013 Çarşamba

YGS de geçti. OH!

Cocovan - Babylove (Joan of ART Remix).mp3 by Joan of ART on Grooveshark

Bir YGS'i daha geri de bıraktım. Anca geçebildim blogun başına.

Kötü geçtiğinden, kendimi toparlayamadığımdan değil. Güzel geçtiğinden gelmedim galiba bloga. Kötü geçse içimi boşaltmak isterdim, günah çıkarmaya gelirdim hemen. Geçen sene olduğu gibi (tık tık).

Neyse işte sınav güzeldi. Zaten sınava gireceğim okul evime 10 dk yürüme mesafesindeydi. O yüzden sabahın  köründe kalkıp İstanbul trafiğinde sinir krizlerine girmemek beni sevindirdi. Tabii o gece hiç uyuyamadım. Birazcık uyudum aslında. Çok stres yapmadım ama olan stresimi atmak için de twitter hesaplarımdan tweet yardırdım. Bi arkadaşım "Patrick sınavda da tweet atarsa şaşırmayın" dedi. Ben kahkaha attım. Annem ne oluyo diye bi bakış attı bana. Söyledim. Haklı, dedi. Kızdı bana.



Sabah 8 gibi uyandım. Telefonumu kontrol ettim, twittera girdim, duşa girdim, giyindim. Kahvaltımı yapıp annemle çıktık evden. Dediğim gibi 10 dk'da okuldaydık. Biraz okul bahçesinde oturduk sonra üst-baş aramasından geçerek sınıfa girdim.

YAŞ ORTALAMASI: 30!

Amcaların, teyzelerin arasında sınava girdim. Allam ya onların boyunca çocuğu olup, iş-güç peşinde olması gerekmiyor mu? Olmadı torunlarına patik falan örsünler. Ne işleri var sınavda? Oturdum sırama. Cevap kağıdımdaki fotoğrafıma bakıp güldüm. Abi, bi insan evrim geçirir de bu kadar geçirilmez ki.

Flashback oldum. 

YGS başvurusu için müdür yardımcısının odasına gitmiştim. Oturttu sandalyeye. Webcam'i tuttu yüzüme. Çekti bi kaç tane fotoğraf. Sonra da "Patrickçiğim bak bakayım, bu sana benziyor mu?" demişti. Bu adam da bi kere sınavda kopya çekerken yakalamıştı beni ve bana BEYGİR demişti.

Neyse işte kodlamam gereken yerleri kodladım. Kitapçığımı kontrol etme bahanesiyle sorulara baktım. Kolay göründü. İçim rahatladı. Bi de ÖSYM'nin dağıttığı kalem kutusundakileri görünce de sevindim. FABER silgi falan. Kalemler de iyidi.


VE SINAV BAŞLAR!

"Başlayabilirsiniz arkadaşlar!" lafını duyunca yumuldum Türkçe'ye. Bitirdiğimde 45 dk geçmişti. Sonra matematik. Matematik fena değildi. Galiba 30 soru falan işaretledim. Fen'e geçtiğimde son 40 dk  mı 50 dk mı ne kalmıştı. Okuduğumu anlamayarak ama çözerek bitirdim Fen'i de. Sonra sosyale baktım. Sosyalde hep son sorudan başladım. Dersane denemelerinde Din'den 5'te 5 yapardım bi soruyu boş bıraktım galiba. Felsefeler bokum gibiydi. Coğrafya fena değildi galiba. Tarih'ten de ne çözdüğümü hatırlamıyorum.

Yani rahat bi sınavdı benim için. Eve gelince annemin "Aç televizyonu da sorularına bak" demesine kulak asmadan yattım uyudum. Zaten soruların hiç biri aklımda değil ki. Boşuna stres olmama gerek yok bence. Uyandıktan sonra kardeşimle babaannemlere gittik, babamı falan görüp gece eve döndük.

----

Geçen bi yazımda yazıştığım çocukları yazmıştım ya hani. orda Vitrin Tasarımcısı diye birinden bahsetmiştim, salak demiştim. Hani beni Ortaçgil konserine davet eden. İşte beraber konsere gittik. Konser sırasınca yüzüne bakmadım. Zaten karşımda Ortaçgil varken yanımda Johnny Depp olsa bakmam. Bi de o kadar güzel bi yerden bilet almış ki 4. sıra. Ortaçgil tam karşımda, Ceyda Düvenci tam önümde. Konser güzeldi. Hem de çok. Zaten Ortaçgil sevgimi bilen bilir.


Konserden sonra taksiye atlayıp evine gittik. Aslında istesem eve dönebilirmişim. 11'de bitmişti konser. Odasına geçtik. Ev arkadaşlarını görmedim. Bilgisayarda 5 dk işini halletti. Aynı yatakta yattık. Biraz öpüşme koklaşma oldu, sonra uykum var deyip uyudum. Aslında uyuyamadım. Gecenin çoğunda uyuyormuş numarası yaptım.

Sabah kalktık, giyindik evden çıktık. Evi Kanyon'a 5-6 dk mesafede. Ben Kanyon'a girdim Metro'ya binip Mecidiyeköy'e geçip, ordan da otobüsle dersaneye gidecektim. Taksim'e geçtim Kanyon'dan. Öyle daha kolay olur diye düşündüm.

Yarım saatten fazla otobüs bekledim Taksim'de. Aslında gelen otobüsün birini telefonla uğraşırken kaçırmışım. Benim mallığım yani. Dersanede son 2 derse yetiştim. Ve eve gelip uyudum.

Ve dün sabahtan beri Vitrin Tasarımcısı bana bişey yazmadı, ben de ona bişey yazmadım. Belki yazar ama yazmaması daha iyi.

----


Ve son olarak benim de kedim olacak! Twitter'dan bi arkadaşın RT'lediği kediye yuva aranıyormuş. Hemen iletişime geçtim. Bu hafta sonu kediyi alıcam. İşte mutluluk böyle bişey. Ona sarılıp uyucam.



5 yorum:

  1. kedi mutluluğun kralıdır. kırın kırın yapıp boynuma atkı gibi dolanınca hafif bi kıkırdarım şöyle bana ters ters bakıp bi kıpırdama layn yolarım bakışını atınca susarım :) kedi güzeldir candır yoldaştır en çok da yalnız yatarken

    YanıtlaSil
  2. Yahu şu kedi olayından ben de istiyorum be. Ama sanırım önce eve kediye bakacak birini almam lazım malum kedi benimle gezemeyeceğine göre birinin evde oturup ona bakması lazım. O ben değilim maalesef :P ama kedi iyidir :))

    YanıtlaSil
  3. Aferim sana Patrickcim! Hepiniz YGS'm güzel geçti deyip beni üzün. Jack'de aynı sen gibi yardırmış bir güzel. İnekler!

    YanıtlaSil
  4. ben de bugün bülent ortaçgil konseri olsa buralarda diye iç geçiriyordum kıskançlıktan patlayarak okudum...

    kedi güzel de huyunu bi öğren bak sonra saldırgan olup, ısıra ısıra hoplaya zıplaya bıktırmasın seni...

    YanıtlaSil
  5. kaç yaptın patrickcim?

    YanıtlaSil

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.