30 Eylül 2012 Pazar

VEDA

Yardimci Olmuyor by Asli on Grooveshark

Part: I
Özledim ulan.

Ozan'ı özledim tekrardan.
Havalar serinleyince aklıma o geliyor, gözlerim doluyor.
Şerefsizi özledim işte.

Sonra Kerem'i özledim
Kerem'i anlatmadım size.

Mimar, kumral, omuzlarında kas bilem var.
Çok yakışıklı.
Geçenlerde avm'de gördüğümde de öyleydi.
Ofisin'de, ofisindeki masasında, evinde, yatağında olan olayları özledim.


İkisi de çok eskideydi.
Kerem ilk birlikte olduğum insanlardandı.
Ozan ise ilk aşık olmaya başladığım.
15-16 yaşlarındaydım daha.


Öyle işte.
Sadece özledim.
Ozan'ı siktir ederim de Kerem'i napıcam?
Telefonunu bilmiyorum.
Ama evini biliyorum.
Kapısının önünde mi beklesem?
Ofisini de bulabilirim galiba.
"Ev yaptırcam" deyip dalsam mı?
Ya da o Avm'de saatlerce onunla karşılaşmayı mı beklesem?


VEDA'sız ayrılıkların pişmanlığını yaşıyorum.

Morportakal'ın da dediği gibi:
"Vedalar bana göre değil.
Ben sadece koşabiliyorum."

En iyisi biraz daha tırnaklarımı yiyeyim sonra da yatayım.

29 Eylül 2012 Cumartesi

Seviştik.




"Seviştik.
Evet bu bir günah.
Bilirsin, Tanrı her şeyi görür.
Sanırım orada durup saatlerce bizi izledi.
Ama şuna eminim ki, ikimizden biri olmayı her şeyden çok isterdi."


Özlediğim insanlar var.
Eskilerden.
Çok eskilerden.

Part: II

27 Eylül 2012 Perşembe

Yoksa aşık mı oluyorum? | We're beautiful like diamonds in the sky

Diamonds by Rihanna on Grooveshark

Dersane'ye tam gaz devam ediyorum. 3 hafta oldu açılalı. Sınıfla bi sorunum yok. Komik, eğlenceli, sıkıcı olamayan, her telden insanın olduğu bi sınıfım var.

Asıl olaya gelin şimdi. Hani Lennon vardı ya bi ara. Ben buna aşıktım falan. Hani ona Mutlu Prens kitabını almıştım. İşte Lennon'ın eski sevgilisi bana yavşıyo. Belki anlatmışımdır ama okullar kapanmadan önce de yavşamıştı. Neyse anlatayım.

Adını Şapşik koydum.

Şapşik'le Lennon bi ara sevgili olmuşlar, şiddetli tartışmalar sonucunda ayrılmışlardı. Ben de tam bu ayrılığın üstüne Lennon'la tanışmıştım. Lennon'ın anlattığına göre Şapşik herkese yavşar, sevgili olur sonra da ayrılırmış. Ama Lennon Şapşik'ten ayrıldıktan bi süre sonra yeni sevgili yaptı. Tabii Şapşik yaptıklarından pişman olmuşçasına Lennon'ı aramalar, özür dilemeler falan filan... Aşk-I Mennu tadında bi süreç geçirmişlerdi.

İkisinin arasındaki sular durulunca bi baktım Facebook'tan bi arkadaşlık isteği. Şapşik! E bu salak niye beni eklesin ki falan diye düşündüm. Sonra Lennon'a anlattım beni eklemiş falan filan diye. ne kadar olduğunu hatırlamıyorum ama bi süre bununla konuştuk. Ben İstanbul'a dönünce buluşacaktık falan kaldı öyle.

Onur Yürüyüşü'nde Tünel'in orda dururken bi ara Şapşik'le göz göze geldim. Hayvan gibi de baktım ona. O da bana baktı. Yanılmıyosam O Gay'e de "Bununla bi ara konuşuyoduk ama şimdi selam vermedi şerefsiz" diye bişeyler demiş olmam lazım. O gün orda bana selam vermedi, bu benim içime dert oldu tabii. Şapşik'in geçmişini Lennon'dan bildiğim için "Koy göte gitsin" diye dert de etmedim çok fazla.

Geçen gün bi fotoğraf eklemiş "Bu gece sevişin" diye. Beğendim. Sonra profiline gireyim dedim. Bi baktım silmiş beni pezevenk! Ama hala abonesi olduğum için bağlantılarını falan görebiliyormuşum. Aboneliğimi iptal ettim. Öyle takılırken bi arkadaşlık isteği geldi. Tekrardan eklemiş. Kabul ettim.

Başladık konuşmaya. Rihanna'yla alakalı bi profil pikçırım vardı. Ordan konu Rihanna'ya bağlandı, uzadıkça uzadı. Sonra birbirimize şarkı yollamalar falan derken. Saat geç oldu. Tabii bunları Lennon'a da söyledim. Bilsin istedim. Arkasından iş çevirdiğimi sanmasın. Artık aşık olmasam da çok sevdiğim bi insan sonuçta.
-Bi mesaj geçmişime baktım da 12 gündür konuşuyomuşuz.- Beni pride'ta görüp de selam vermediğini söyledim. Telafi edeceğini söyledi.

Benim internetim gitmişti ya işte o ara konuşamadık. Sonra telefonuma bakiye yükleyince telefondan yazdım. Sonra telefon numaralarımızı verdik. Ama onun sms paketi olmadığı için ev arkadaşının telefonundan mesajlaşıyoruz.

Geçen gün Lennon, ben, bi de Cihangir'de oturan arkadaşım buluştuk. Oturuyoruz. Şapşik mesaj attı. Napıyosun tarzında. "Arkadaşlarla oturuyorum" dedim. O sırada Lennon ve Cihangirli'yi tagleyip check-in attım face'e. Görmüş. "Lennon'laymışsın" dedi. "Ha, evet" dedim. Lennon'la ilgili bişey demedi. Ama o akşam sürekli mesaj attı. Lennon'la beraber verdik mesajlara cevap.

Lennon'ı üzmek istemem. Bana onunla konuşuyorum diye kızmadı da. Ne bileyim. Belki unutmuştur. Ama yaptığım doğru mu, yanlış mı bilmiyorum. Bi arkadaşım benim olaylı bi şekilde ayrıldığım sevgilimle konuşsa ne hissederim emin değilim. Bu konuda çok kararsızım.

Geçen gün sarıya gösterdim Şapşik'in fotoğraflarını. "Gideri var" dedi. "Saçmalama, tipe baksana" dedim. "Eski sevgilinden daha tipli olduğu" kesin dedi.

E ben bununla ne olmak istiyorum?
Sevgili mi? Hayır.
Arkadaş mı? Hayır.
Bilmiyorum. Sadece konuşuyorum işte.
Buluşmak istiyor, erteliyorum. Bahaneler sunuyorum. Galiba bi buluşmadan bi zarar gelmez. Ama en çok korktuğum şey Lennon.

Okullar kapanmadan önceki konuşmamın nedeni Lennon'ın intikamını almaktı. Ama şimdi bi nedenim de yok.  Salak gibi konuşuyorum işte. Sonunu düşünüp, ne olacağını kestiremiyorum. Yine kendi kendime kuruntu yapıyorum. Şapşik işte. Herkese yaptığını bana da yapıcak. Beni etkilicek, sonra da terk edecek. Kolay değil. Kaç haftadır Hürrem'i izliyorum. Entrikalar öğreniyorum hocamdan. Uygularım ben de birini gerekirse.

Neyse ben bununla buluşayım dimi? Bi kahve içelim. İki sigara üfürelim.

Dipnot: Rihanna'nın yeni single'ının çıkacağını duyunca çok heyecanlandım. Hele paylaştığı albüm fotoğrafından sonra çok sert bi şarkı bekledim. Bi G4L, Hard, We Found Love tarzında ama çok soft bi çarkı olmuş. Dünden beri dinliyorum. Beğenmedim mi? Beğendim, ama hayal kırıklığına uğradım biraz. Su gibi şarkı akıp gidiyor.

25 Eylül 2012 Salı

"Pantolonunu sevdim, çıkar onu bebeğim"

Önce gif,


Sonra da şarkı:


Bayıldım kaş çatışına
Bayıldım çapkın baygın bakışına
Yangın çıkarsa hoş olur da yanında
Tutuşmak tutuşmak
Bayıldım iç çekişine
Bayıldım bittim öldüm gülüşüne
Aşkım tutarsa hoş olurdu sana
Sarılmak sarılmak
Pantolonunu sevdim
Çıkar onu bebeğim
Hadi gel bize gidelim
Gömleğini çok sevdim
Çöz onu meleğim
Hadi gel bize gidelim
Seninle gel karışalım
Yeminsiz dertsiz aşka alışalım
Kalbim yanarsa hoş olurdu sana
Sarılmak sarılmak

20 Eylül 2012 Perşembe

Perşembe Sabahı Şakası

<"Buraya Pepee çok üzülüyor" şarkısı gelecek>

Her sabah olduğu gibi bi yandan kahvaltı edip bi yandan da bilgisar kullanma umutlarıyla açtım bilgisayarı. 2 saatte açıldı bilgisayar. Sonra tarayıcıyı açtım. Ne görsem beğenirim? 

"İNTERNETİNİZ BORCUNDAN DOLAYI KESİLMİŞTİR!" 

Hemen bi çığlık attım. "Anneeee, internet kapanmış!" 

"Oh, iyi olmuş. Ben de bunu bekliyodum, yoksa ders çalışacağın yok" dedi. 

Bana dedi. Bana, bana, Bihter'ine dedi. 

Ama çok hazırlıksız yakalandım.

Kadın resmen arkamdan kuyu kazmış. Namıssız. Ya anneeeaaa ya! 

Yaptığın hangi anneliğin kitabında yazıyor?

Annem böyle bişey yaptıysa ya 1 hafta içinde faturaları öder ya da aylarca ödemez, ben de deli olurum.

Sevgiler.


*Allah kimseyi mail'den post yazmak zorunda bırakmasın, çok korkunç! 

16 Eylül 2012 Pazar

Ne yapıyorum, ne yapmalıyım? Bilmiyorum.

Let me kiss you by Morrisey on Grooveshark


Bi şeyimi fark ettim.
Bi insanı hayatımdan çıkarınca direkt çıkarıyorum. O'na karşı bi  neden sunmuyorum ya da açıklama yapmıyorum. Aslında bu hayatımdan çıkarmak da değil aslında. Hayatımın bi yerlerinde dursun istiyorum. "İSTEMEM YAN CEBİME KOY, BELKİ Bİ GÜN LAZIM OLUR" kafasındayım çoğu zaman.

Açıklama yaparak birilerini uzaklaştırsam kendimden geri dönmezler bana sonra. Mesela bi arkadaşıma uyuz mu oldum; mesaj atmam, aramam, mesajlarına cevap vermem, ararsa açmam...

Ama tekrardan konuşmak mı istedim "naber" diye mesaj atarım.

İşin kötüsü "naber" diye mesaj atacak yüzümün olmadığı insanlar var.

Mesela BOŞNAK!

Geçen yaz tanışmıştık. Bi kaç kere buluşup sevişmiştik. Hoş adam. Kibar, karşısındakini kırmamayı biliyor. Deli gibi güzel sevişiyo. Karşılıklı zevke önem veriyor. Kendini düşünen biri değil. Benden hoşlandığını söylemişti. "Bi git benim neyimden hoşlandın, tipsizlerin en önde flama tutanıyım. Hoşlanma benden, git başkasından hoşlan" demiştim. 

İşte okullar açıldı ben anneannemlerin oraya döndüm falan bununla sadece msn'den konuşur olduk. İstanbul'a dönünce görüşecektik sözde. Tatillerde falan İstanbul'a geldiğimde buluşmak istemedim. Kendimi nedensiz bi biçimde uzaklaştırdım ondan. Mesajlarına cevap vermedim. Aradığı zaman bataryayı çıkardım. Msn'de hiç denk gelmedik. 

Neden uzaklaştım ben bu adamdan? Bilmiyorum. Sadece istemiyorum. Ama kırmak da istemiyorum. Bu yaz İstanbul'a geldiğimde mesajına cevap vermiştim. Buluşacaktık. "Sınavlarım bitsin öyle buluşalım" dedim. Sınavlarım biteli kaç ay oldu attığı onlarca mesaja cevap vermedim. 

Sonra sevgilim oldu, yine mesaj attı defalarca. Onlara da cevap vermedim. "Sevgilim var" diyemedim. Deseydim bi daha mesaj atmazdı. Benim de "Aman ne de olsa bi mesaj atarım, sevişiriz" diyeceğim biri olmazdı. Ama atamıyorum işte mesaj. Adam aylardır mesaj atıyor, cevap vermiyorum; arıyor, açmıyorum. Napıyorum ben?

Az önce yine mesaj atmış. SMS paketim bitti ama dün bu yüzden cevap veremedim. Aslında bu mesajına cevap vermek isterdim. SMS paketim olsaydı verir miydim? Diyorum ya yüzüm yok. "Niye cevap vermiyorsun mesajlarıma?" derse ne dicem. Diyecek bişeyim yok. Bi nedenim yok.

Sonradan pişman olacağımı bildiğim halde neden bildiğimi okuyorum ki?


There's a place in the sun
For anyone who has the will to chase one..AND I
I think I've found mine
Yes, I do believe I have found mine
So, close your eyes and think of someone you physically admire
And let me kiss you, let me kiss you
I've zig-zagged all over America and I cannot find a safety haven
Say, would you let me cry on your shoulder
I've heard that you'll try anything twice
Close your eyes and think of someone you physically admire
And let me kiss you, let me kiss you
But then you open your eyes and you see someone that you physically despise
But my heart is open, my heart is open to you.

Say Hello To New Patrick!


15 Eylül 2012 Cumartesi

Patrick Dershane Yollarında - I

In The Middle by Kazaky on Grooveshark

 Pazartesi sabahı 4 günlük muhteşem İzmir seyahatim bitti. Dersane başladı.Pazartesi sabah 10'da otogardaydım. Otogardan direk eve geldim, duşa girdim, giyindim Sarı'yla buluştum. Kahvaltı edelim demiştik. Öğlen de dersanede sınav vardı.
dersaneye çay/kahve götürmek için
bana bi tane küçük termos lazım.

Evet Sarı'yla yine aynı dersanedeyiz, hatta aynı sınıf, aynı sıradayız. 4 senelik kaderimiz. O değil de 30'umuzda hala sevgililerimiz yoksa evlenicez biz. Aynı evde yaşıcaz ama kimse kimsenin hayatına karışmıcak. Yeter ki ortada bi evlilik cüzdanı olsun. Bi evlilik cüzdanımız olmadan mı ölelim yani?

Deneme sınavı bok gibiydi. Mat1, Mat2, Geo soruları vardı ve hepsi çok kazık sorulardı. Bi bok yapamadım. Yolculuk, tatil yorgunluğu falan kafan durdu resmen. Sonra mesaj geldi sınıfımı bildiren. Ertesi gün öğrendim ki kötü sınıftaymışım.

Pazartesi sınavdan sonra Sarı'yla biraz gezdik tozduk. Eve geldiğimde akşam 8gibiydi ve sabah kalktığımda saat 08:20'di. Onda da annemin zoruyla kalktım. İlk günden ilk derse geç kaldım. Sarı'yla buluşup gidecektik. On bin kere aramış, mesaj atmış. Sonra da gitmiş tabii.

Neyse ikinci derse girdim sınıf mal kaynıyor. Kolunda en boktan geçici dövmesi olan mı dersin, terlikle gelen mi, çarpım tablosunu bilmeyen mi... Böyle iki günüm geçti dersanede.

Sonra bi deneme sınavı yaptılar. Öteki soruların tersine çok basitti sorular. MAT1 ve GEO'dan 1er boşum var, MAT2'den 5-6 soru yaptım. En iyi sınıfa geçtim. Bu sınıfta orta okuldan dersane arkadaşlarım var. En azından öteki sınıf gibi sıfırın altında değil, çoğu benim seviyemin üstünde insanlar. Gırgır şamata geçiyor dersler. Tam anlamıyla bi ciddiyet yok. Kamp süreci olduğu için.

5 gün dersane süreci bitti. 2 hafta daha matematik kampı var, sonra dersler başlıyor.

Benim yine sevişme krizlerim tutmaya başladı. Az önce biriyle konuşuyodum, 5dk mesafede. Neyse işte nasıl gidebilirim diye düşünürken birden aklıma tatlı geldi. Tatlı krizi uydurdum kendime. "Anne canım çok feci tatlı istiyo, tatlı almam lazım yoksa düşük yapıcam" diyip evden çıktım.

Çocuğun evine gittim. Sevişmedir odur budur derken hop geçmiş biraz zaman. Annem başladı aramaya nerdesin de nerdesin. O değil de benim 3 senedir kullandığım külüstür telefonum bozulmuş lan, sesim gitmiyor. Önemli iş görüşmelerimi nasıl yapıcam bilemiyorum artık .s .s .s Ayfon Fayf da çıktığına göre ben de bi Galaksi ESÜÇ alırım heralde. Aman 3310 bulayım da bitane yeter.

Ay neyse çocuk o kadar zayıf ki dokunmaya korktum. Sarılcam yok korkuyorum. Memesi yok bi kere. Açcık meme lazım ya. Sıkıcan o memeyi falan. Yok anam olmuyo böyle. Tamam Murat Boz memesi demedik ama azcık olsun be abi, ele gelsin. Memesiz erkek, balkonsuz eve benzer. Sıkıcan biraz. (Yazar burda bana bi çift meme verin dünyayı yerinden oynatıyım mesajı veriyor) Zayıf insan olmucak bi kere. Abi göt yoktu çocukta lan. Avcumun içi kadar götü vardı. İnsan kıyamıyo. Neyse işte işimi hallettim, hızlı bi şekilde toparlandım, tatlıcıdan 4 tane halka tatlı alıp eve geldim.

Çok şükür bugün de seviştik.

gelecek dersane günlüklerinde görüşmek üzere.

11 Eylül 2012 Salı

From Izmir with Love

Kalbim Ege'de Kaldi by Sezen Aksu on Grooveshark

Son yazımda İzmir'e gedeceğimi yazmıştım.


Çarşamba gece 00.00'da otobüse bindim. Herkes'in söylediğine göre sabah 8-9 gibi İzmir'de olurmuşum. Neyse işte önce Tekirdağ'da mola verdik. Sonra uyumuşum ben biraz. Uyandım bi baktım vapura biniyoruz. Saate baktım saat 06:00. E, hani 8'de İzmir'deydim? Aklım başıma geldi. Benim biletim Çanakkale üzerindenmiş. O yüzden de yol uzadıkça uzadı. Yollar bitmek bilmedi. 13 saat yolculuk yaptım resmen! İğrenç bi yolculuk deneyimiydi. Ama ilk başta yanımda Murat Boz'un kumral ve daha uzun versiyonu olan biri vardı. Onu kestim ben ama o horul horul uyudu. Sonra da Kazu tipli bi adam bindi. Telefonla konuşup durdu. Ben sadece 2 saat uyuyabildim yolda.

Neyse arkadaşıma mesaj attım durumu bildirdim, öğlene doğru orada olacağımı söyledim. Normalde beni sabah otogar'dan alıp eve geçicektik ordan da işine gidecektik ve İzmir'e akıcaktık. Saat1'de işinde olması gerekiyomuş. Ben o saatte İzmir'e yeni girmiştim. Neyse ev arakadaşı beni alırmış öyle dedi. Tanımadığım insanla ben ne yapıcam. Nicki (Evet, arkadaşımın adı Nicki olsun). Düşündüm düşündüm. Bigay'e ulaşsam o'nun yaşadığı yer İzmir dışında kalıyo. Aklıma Amber geldi. Face'i açtım telefondan mesaj atıcaktım ki baktım o bana mesaj atmış bile akşamdan numarasını falan yazmış. Ben de mesaj attım 10 tane kadar. Cevap vermedi aradım. Durumu anlattım beni almaya gelebilir mi diye sordum. Alırım dedi. Sevindim. 1 haftaya yakın twitter'dan muhabbet ediyorduk falan.

Otogar'da atladım servise. Alsancak'a gitmiyomuş, Basmane'ye gidiyomuş. O da olur dedim. Basmane'den Alsancak'a taksiye bindim.

Amber'le buluştuk. Bi yere oturduk. ÖKÜZ gibi aç olduğumdan bişeyler söyledim. Sonra Amber'in sevgilisi geldi. Muhabbet falan filan geçti gitti. Nicki'i aradım geliyormuş. Arkadaşı yemek hazırlamış evde oraya gidecektik. Kordon'a geçtik. Birer bira içtik.

Arkadaşım geldi ışık hızıyla kaldırıp beni eve gittik. Nicki'yle de ilk yüz yüze görüşümüz oldu birbirimizi.

Evde yemek yedik, üstümü değiştirdim. Çıktık dışarı. Konak'tan başladık gezmeye. Saat kulesi, Alsancak falan derken Fuar'a gittik. Çok büyük. Eğlendik ve eve döndük. Demiştim ya evde çok kişilermiş diye. İşte biraz sohbet falan ettik. Yatacağımıza yakın Nicki'i evdekilere "Patrick gey" dedi. Nicki benim gey olduğumu biliyor mu? Hayır.

Evdekiler şaşırdı. Ev kalabalık olduğundan ve Nicki'nin yatağı çift kişilik olduğundan beraber yatıcaz. Arkadaşları buna "Gece sana bişey yaparsa haber ver" tarzında bişeyler demiş.

Sabah uyandık. Nicki'nin annesiyle babası geldi. Eşyalarını getirmişler. Sonra onlar gitti. Geceleyin hava buz gibi, gündüz ise yanıyor! Anneleri gittikten sonra biz de hazırlanıp dışarı çıktık. Ev arkadaşına Gey bara gideceğimizi söyledik. Yine orası burası gezdik.

Arkadaşlarına da kendinin gey olduğunu söyledi sonra. Evde bu durumdan çok eğlendik. Evdeki gey durumlarımızı dışarıda da sürdürdüğümüzden hiç zorluk çekmedim.

İzmir'i küçük bi yer zannederdim. O yüzden de yanıma sadece Converse'lerimi almıştım çok gezmem diye. Ne mi oldu? Ayağım gezmekten su topladı! İğrenç bi durum. Yürürken ne kadar acı çeksem de 4 gün boyunca deli gibi yürüdük, gezdik. Şaka da olsa kendim oldum, hiç zorlanmadım.

Fuar'da lünapark'ta en çılgın iki oyuuncağa bindik. Deli gibi eğlendik. Birinde bindiğimizde Rihanna - Where Have You Been çalıyodu. Sevmesem de ezbere biliyorum şarkıyı. Nicki'yle deli gibi şarkıyı söylemeye başladık. Karşımızda da iki kız vardı. Biri korkudan kafasını kaldıramıyodu. "Esma, iyi misin? Esma, bişey de" diyip duruyodu. Dayanamadım "Esma, Are you OK?" diye bağırdım. Esma da "Yeah, I'm OK!" dedi. Galiba bizi yabancı zannettiler.

İlk kez buzlu badem, kumru, boyoz, kaktüs meyvesi, börülce yedim.
Kızlarağası'nın adını çok duymuştum merak edip götürttürdüm kendimi ve hiç beğenmedim. Sözde kahvesi çok güzelmiş. PEH! Ben bile daha güzel yapıyorum. Bir çok güzel yer gördüm. ASANSÖR diye bişeye gittik ama bi boka benzetemedim. Çok kasıntı bi yer.

Pazar günü Bigay, Van Görl, Vangörl'ün Kuzucuğu, CankaKuir isimli yeni bi bloggerla buluştuk.

Van Görl; Çok konuşamadık, işi vardı ama allam o ne tatlılıktır. Bütün gün sigara içsin, izle.
Kuzucuk; E, bu adam yakışıklı. Baya baya yakışıklı. İstediğim bölümle ilgili bi kaç komik anısını anlattı.
Bigay, daha kaç kere anlatıcam bu adamı yeter.
CankaKuir; adını ilk defa duydum. Tatlış bi çocuk. İyi ki tanışmışım.
Amber; düşük çeneli, cana yakın biri.

Öyle işte. İzmir'de dün sabah dönmüş olsam da özledim lan. En çok neyi mi özledim? Kordon'da çimlerde saatlerce yatmayı özlücem. Yok İstanbul'da öyle çim falan.

İzmir'in geyleri CankaKuir, Bigay ve Kuzucuk başta olmak üzere çok yakışıklılar. Keşke Nicki'e gerçekten gey olduğumu söyleseydim de daha rahat etseydim.

O kadar çok olay var ki "anlatsam roman olur" ama kısa keselim aydın havası olsun.

Bu sene ygs-lys'den sonra nereye gideceğim belli oldu. İZMİR. Çok sevdim lan.

KALBİM EGE'DE KALDI!

O değil de iki gündür dersaneye gidiyorum. Ağlıyorum sıkıntıdan.

5 Eylül 2012 Çarşamba

İzmir'in yolları taştan, sen çıkardan beni beni baştan!!!

Bu fotoğrafı bana İlker yollamıştı :)

Okullar kapandığından beri yalvarıyodum annemlere "İZMİREĞĞĞ GİDEYİİİİMMM!!111!11!" diye. İşte geçen pazar İzmir'deki arkadaşım soru "ne zaman geliyon" diye. "Akşama haber veririm" dedim. Anneme sordum, "ben sana para vermem babana sor, para verirse gidersin" dedi. Tamam, hoş, annemden beklenecek hareketler. Babama sordum. "Çarşamba parayı çekince gidersin" dedi.

İzmir'dekilere mesaj attım falan "geliyorum" diyerekten. Anneme dedim babam böyle böyle dedi diye. "Bana sormuş mu?" dedi. Başladı kızmaya. Ben de başladım bağırmaya.

İşte biletim alındı. Yarın sabah İzmir'deyim.
İzmir; Patrick geliyor, AYIK OLUN!
Van görl'ümü nasıl merak ediyorum var ya anlatamam. Anacım beni gey bara götür!
"Amber" diye geçen gün tanıştığım bi kızla da tanışıcaz falan filan işte. Bana 3 bira ısmarlıcak, kordon'da sabahlıcaz falan.

Pazartesi İstanbul'da olmam lazım. Çünkü öğlen 1'de dersanede sınav varmış. Bilmiyorum belki de girmem :S Tabii ki giricem yoksa annem ağzıma bi güzel sıçar, sonra da sıvar.

İzmir'deki arkadaşımın ev arkadaşının da iki arkadaşı varmış. 5 erkek aynı evde. Kabus gibi 4 gün beni bekliyor galiba.

24 eylülde Harbiye'de Ortaçgil konseri var. Gitmem lazım. Gitmeliyim. Erkan Oğur ve Birsen Tezer de var. Allam, nolur gideyim!

Blog'ta yokum ama gtalk, msn, face, twitterdan oluşın bana. Hepsi sağ tarafta yazıyo

Siz sormadan söyleyeyim:
Romeo'da konumumu "İzmir" olarak çoktan değiştirdim bile.

Annem ve Mektup

Like A Song by Lenka on Grooveshark

Sevgilimle kavga ettiğimde ona bi mektup yazmıştım. Sözde ona verecektim. Vermedim. Bütün hissettiklerimi yazmıştım mektuba. Çantamda taşıdım bi süre onu. Sonra bayramda anneanneme giderken yatağımın altına koydum.

Yatağın altına sadece mektup yoktu. Senelerdir karaladığım bi defterim, bi tane de çakmağım vardı. Neyse işte biz eve döndükten sonra annem temizlik yapmış galiba. Defter yatağın altından masamın üstüne çıkmış, çakmak ortalıkta yok. Mektup hala yatağın altında. Mektubu aldım okumadan yırttım zaten. Sevgilimden de ayrılmıştım zaten.

"Acaba okudu mu?" diye düşünüp durdum. Bana bişey ima etmeye de çalışmıyo. Ama biraz fazla uyuzlaştı. Para vermemeye başladı. Dışarı çıkmamı istemiyor. Ben de bişey demiyorum, kızmıyorum. Gündüz 5 dk dışarı çıkayım akşam "nerdeydin, nereye gittin, kimleydin" diyip duruyor falan. Ki normalde sormaz, sorsa da "of sana ne" der geçerim, üstünde durmaz. Çünkü bilir arkadaşlarımı iyi seçtiğimi.

Diyorum ya üstünde durmuyorum. "Okumamıştır, okusa bi laf sokar, bi ağzımı arar" diyip geçtim.

Dün romeo'dan biriyle konuştuk. Pride'ta beraber yürümüşüz. Acemi'nin arkadaşlarından biriymiş. Fotoğrafımdan tanımış. Tavla oynadık msn'den yendim onu. "Çay ısmarlarsın artık" dedim. Anneme "anne yarın arkadaşımla buluşucam para versene" dedim. "İzmir'e gidicen ne arkadaşıymış o, ne işin var gezmekte, otur oturduğun yerde...." sıçtı ağzıma. Onda biraz param vardı onu istedim. Sabah işe giderken yastığımın altına bırakmış kendi paramı. Başka para bırakmamış.

Neyse çocukla buluştuk, bana fal bakıyo falan tam o sırada annem aradı.

-Yemeğe gelmicek misin?
-Gelmem heralde
-Nerdesin?
-Taksim'deyim.
-Üç kuruş parayla Taksim'de napıyorsun?
-Kahve içiyorum anne

söylendi biraz. Suratım asıldı, kapadım telefonu. Ayrıyetten yastık altı yaptığım paralarım var benim. Zaten param olsa evden çıkmam. Annem de bilir ki 10 liram bile olsa bütün gün o parayla gezebilirim. Hala neyin derdini yapıyor anlamadım.

Eve geldim " XX yengemin sana selamı var, evden çıkarken gördüm. Bi de sen niye bana bağırıyorsun telefonda" dedim. Bişey demedi makinaya çamaşırları yerleştirmeye devam etti. "Napıyodun" dedi "oturuyodum" dedim. Kardeşim ordan "kim bilir kimin kucağında" dedi. Ben de "evet orospuluk yapıp para kazanıyorum" dedim. Annem bişey demedi kardeşim gey diyip durdu.

Bilgisayarı açtım. Bi arkadaşımla face'teki sohbetim açık kalmış "A, bu yoksa senin erkek arkadaşın mı?" dedi kardeşim. Yine duymamazlıktan geldim. Bişey demedim. Anlam veremedim. Anlamaya çalıştım. Aklıma yine "mektup" geldi.

Annem okusa mektubu kardeşime bişey der mi? Niye desin ki 14 yaşında bi ergen sonuçta, demesi için bi sebebi yok.

O Gay'le konuştum. "Eğer okuduysa bırak annen sana açılsın" dedi. Zaten anneme açılmayı düşünüyordum ama böyle bişey olsun istemiyodum.

O mektup kesin okundu. Kardeşim okumaz eminim. Annem okudu kesin. Ama hala niye bişey demedi? Of, bi İzmir'e gidip geleyim de ne olacaksa olsun.

3 Eylül 2012 Pazartesi

komikli - Komuşunun Kızına Kaydım

Canım sıkılınca komikli video izlemeyen var mıdır?
Geçenlerde Tumblr'da gördüm Delinin Gömleği'ni. Vlogger'mış. Videoları çok hoşuma gitti. Bu da en sevdiğim.