31 Mart 2012 Cumartesi

Barış Manço'nun sesi yankılanıyor kulaklarımda: "Bugün bayram, erken kalkın çocuklar..."

Bayram mı neyin bayramı? YGS ne zamandan beri bayram oldu acaba? 

Her neyse. Yarın sabah kalkıcam, duş alıcam. Giyinicem. Kahvaltı edip annemle birlikte kampüse gidicem.
Ne giyeceğime uzun düşünce sonucunda karar verdim. Bol bi eşofman altı, Guns 'N Roses tişörtüm ve bi arkadaşımın aldığı kırmızı donumu giymeyi düşünüyorum.  
Sınava giricem, sonrasını bilmiyorum. 

Biletimi aldım. Yarın gece 23.30'da binicem otobüse. Sabah 6.30 sularında Esenler Otogarı'nda İstanbul'u selamlıcam.

Aramak isteyenler için: Sınav 12.40'da bitiyor. Arayanlarla itinayla konuşulur, itinayla tesellileri dinlenilir. 

Hepsinizi çok öptüm. (içimden geldi valla)

26 Mart 2012 Pazartesi

Sıkıntılı bir gün.
Sıkıntılı beş gün daha.
Pazar günü YGS'e giricem. Bakalım nasıl geçecek. Son denemelerim çok kötü değil. Bilmiyorum nasıl geçecek. Geçsin bitsin istiyorum bir an önce.

Tabii ki de tek derdim YGS ya da ÖSS değil. Tek derdim MEZUNİYET KIYAFETİ! "Sakin ol şampiyon daha bir sene var" diye bi post'um olması lazım. Orda istediğim bi ayakkabının fotoğrafını koymuştum. Babama da söylemiştim bana öyle ayakkabı istediğimi. Adam yapmış. Çok şaşırdım yaptığını öğrenince. Hatta kendi kendime hiç güzel olmamıştır diye düşündüm. Kendi kafamdan kombinler oluşturdum. Nasıl gömlek, nasıl pantolon vs vs. Geçen gün annemden istedim bana ayakkabının fotoğrafını mail attı da çok beğendim. Cidden beğendim ya. Ve kafamdaki bütün kombinler yıkıldı. Renkli renkli gitmek istiyordum baloya ama  oxford ayakkabıların üstüne fazla renkli giyilmez ki. Hatta bi arkadaşım bugün "masa örtüsüne göre koltuk takımı seçmek olmuş seninki" dedi. Haklı ama ne yapabilirim. 

Annem cumartesi sabah burada olucak. Beni yalnız bırakmak istememiş sınav günü. Ne anneannem ne dedem götürürdü beni sınav yerine. Kendi kendime gider gelirdim. Moralim bozulabilirdi. Neyse gelsin. Lennon'lu tişörtümü İstanbul'da unutmuşum gelirken onu getircek, sınava onunla giricem. Hem rahat hem Lennon'un şansı üzerimde olsun. (pek inanmam şans işlerine ama sevdiğim şeyle sınava girmek isterim) Anneme VOGUE aldırttım. Angelina kapak diye, onu da getircek. 

Pazar günü gece de İstanbul'a dönücez annemle. Çok özledim İstanbul'u hem de çok. 5 gün kalıcam hem stres atıcam hem de mmezuniyet alışverişimi yapıcam. Kıyafetlerimi alınca "Patrick Mezuniyet Balosunda" diye yayınlarım diye düşünüyorum. Düşünüyorum da zor iş alışveriş işi. Kravat, kemer, kol düğmesi, ceket bla bla bla. Ve bunlar için 3 günüm var. 17 yaşındaysanız ve mezuniyet balosu alışverişi için 3 gününüz varsa hayat gerçekten çok zor. 

Tekrardan söylüyorum ki blog'u çok özledim. Kim ne yazdı meraktan çatlıyorum. İstanbul'a gidip bütün yazıları okumak için sabırsızlanıyorum.

Hadiyin şimdilik hoşa kalın. Eğer uzunca bi süre bişey yazmazsam bilin ki YGS'den sonra ölmüş olabilirim.

XOXO

11 Mart 2012 Pazar

Selam Blog.

Öncelikle söylemeliyim ki seni ve diğer blogları çok özledim. İnsanlar acaba neler yapıyor diye meraktan çatlamak üzereyim. King yeni yazı yazdı mı, Bi'adam Gaddar'la neler yaptı, Haplo nasıl, Pistis benden habersiz çılgınlık yaptı mı, Serhat'ın başına ne gibi karmaşıklıklar geldi, Biseksüel'in Yakışıklı'sıyla arası nasıl ve niceleri.

Blog'umu açıp anlamsızca ekrana bakmayı özledim. Dünyamdan uzak kaldım sanki. Hani İstanbul'u özlediğim kadar özlüyorum. Burnumda tütüyor resmen. Ama yok annem ödeyeyim faturayı dedi, YOK dedim.

Geçen gün evde deneme çözdüm 99 net çıkardım en yüksek netim diye sevinirken dersanede herkesin döküldüğü deneme sınavında 101,25 net yaptım. Ki benim için çok iyi bi net. İnternetim kesildi de ders mi çalıştım? Tabii ki hayır. Açıyorum müzik dinliyorum, film izliyorum. Hatta bi ara yüksek doz "Solitaire"den ölücem sandım. Neyse ki ölmedim. Ara sıra Angry Birds falan oynuyorum. Bi ara Neighbours from Hell oynasam fena olmaz. Değişiklik olur benim için.

Kitaplarla yöneldim bi de. Test kitapları değil, okumalık kitaplar. Gizli Anıların Yolcusu'nu okuduktan sonra Ali ile Ramazan'ı bitirdim. İstanbuldayken yarısına kadar okumuştum ama bitirememiştim bi türlü. Bi kere de onu da bitirdim. Gizli Anıların Yolcusu beni etkilemedi, yavan bi kitap bence. Ortada bi aşk var tamam kabul ama bu aşkı anlatan pek bişey göremedim ben. Sadece bi polisiye kitabı okur gibi bir sonraki sayfada ne olacağını merak ettim. Beni duyguya sokmadı açıkçası. 

Ama Ali ile Ramazan öyle değild,. Duygulandır da duygulandırdı. Okuduğum satırları ikinciye okuduğumda yeniden duygulandım. Kitabın sonunda ise perişan bi hal içindeydim. Keşke bitirmeseydim de sonları öyle olmasaydı diye düşündüm. Ağlayacak gibi oldum ama benim gibi bi öküz ağlayamaz ki. Çok zor ağlayan biriyim. Ama ağlamaktan beter oldum, ağlasaydım da içimdekileri dökmüş olsaydım. Az önce Eroinle Dans'ı bitirdim. Ve pek hoşuma gitmedi. Kitabın sonları özensiz yazılmış gibi değildi, hiç duygusu yoktu kitabın sonlarda. 

1 Nisan'da İstanbul yolcusuyum. Çok özledim İstanbul'un havasını. Kimileri bok gibi dese de havasına ben nefes aldığımı hissediyorum yapacak bişey yok. 1 hafta kadar kalıcam heralde. Hoşlaştığım çocukla görüşücem, LGBT derneğine üye olucaz, ondan zorla istediğim bi kaç parça bişey verecek. Bakmışız aramızda bi elektriklenme olmuş. OYŞ! Neyse şimdiden havalanmaya gerek yok. 

Havalar güzel diye dondurma yemiştim geçen gün. Magnum duble böğürtlenli. Nasıl zevkle yedim anlatamam bitince de çok üzüldüm. Ertesi gün boğazlarım şişti. Cuma günü bir de buz gibi biraları ardı ardına devirince: HASTAYIM DOSTLARIM HASTAYIM HASTA! Grip oldum sümüklerim akıyor bugün. Çok güzel değil  mi? Sümüklü PATRICK! Ama cuma akşamı içimdeki bi kurtları bi dökmüşüm var ya, OF! İki gündür de boynum tutuk bu yüzden. Terli terli dışarı çıkarsam olacağı bu.

Bugün dersanede Fizikçim Marc Jacobs'a laf etti ne haddineyse! Nemiş pembe elbise giymişmiş. Sana ne lan! Taş gibi adam giymicek de sen mi giyecektin? Neymiş başka şey mi bulamamış? Adamın öz güvenini kutlamak yok, yargılamak var. Özgür yaşamaktan behsedip ardından insanları böyle önemsiz şeylerden yargılıyor. Anlam veremiyorum bu adama. Kendis, hakkında düşündüğüm herşeyi yıkıyo. 

Hasta ziyaretinin kısası makbuldür, derler. Kısa bi ziyaret yapayım dedim. 20 gün sonra gireceğim korkutucu bi sınav var önümde. Ardından 5-6 günlük bi İstanbul tatili, sonra tam gaz çalışmaya kalındığı yerden devam. Haziran'da lys'lerim var. 

Sizi çok özleyen SÜMÜKLÜ PATRICK!