9 Ekim 2012 Salı

Striptiz Kulübü vs Şapşik

Önce Şapşik'le başlayayım.

öncesi

Şapşik'le konuşmam bana vicdan azabı çektirmeye başladı. Lennon'a bunu yapmamam gerektiğini düşündüm. Ve perşembe gününden beri telefonun çoğunlukla kapalıydı ya da Şapşik'in attığı mesajlara cevap vermiyordum. Saatler sonra cevap verip "A, uyumuşum, telefonumu hep kaybediyorum ufff, arkadaşlarımlayken telefona bakmıyorum biliyosun..." gibi bahaneler sürdürdüm.

Bugün öğlene doğru açtım telefonumu. Bi kaç tane yine mesaj gelmiş. "Sms paketim bitmiş. Bunalımdaydım telefonumu kapadım. Merak etmene gerek yok. Paket yapınca mesaj atarım." diye mesaj attım. Bi kaç bişey yazmış, kızgınımsı.

Canım o kadar çok sıkıldı ki. Sinemaya gidesim geldi. Araf'a gitmek istiyordum baktım yakınımdaki iki sinemada da kalkmış. Adam gibi film yoktu. Hiç tarzım olmayan bi filme gittim. Magic Mike'a (Striptiz Kulübü'ne) gideyim bari dedim. Tek gitmek istemedim nedense. Sanırsam artık bi yerlere tek gidemez oldum. Tek başıma saatlerce gezmeyi, kahve içmeyi çok özledim. Ama o eski alışkanlığımı tekrardan uygulamak çok korkunç geliyor.

Sarı'ya mesaj attım. Sinemaya gidelim diye. O da evden çıkmak için bi neden arıyormuş. Neysem gittik işte. bol KAS'lı bi filmdi. Bi Bi'adam değillerdi ama :) Salonda 3-4 koltuk yanımda oturan hoş bi çocuk vardı. Bence kesin geydi. Nerden mi anladım. Abi erkek striptiz kulübünü bi hetero adam niye gidip sinemada izlesin? Onu geçtim tek gelmişti. Zaten kız arkadaşı olsa onunla gidilecek bi film değil. Erotik film yani. Keşke iki kaş göz kırpsaydım keşke.

Filmin ilk yarısında Sarı'yla yandık. Bize ateşler bastı. Neyse arada sigara içmeye terasın kapısını açınca adeta "COSSS" ettim. Yanan vücudumla buz gibi havanın birleşimi. Neyse ki film tekrar başlayınca ısındım tekrardan. O değil de Arby's'in patatesleri benim bebeğim.

Film bitince o yanımdaki çocuk baktım üstüne montonu örtmüş. Eli montun altında. Acaba osbir mi çekiyodu lan? Bence öyle. Çünkümsü biraz kesiştik falan. Utandı gibi. Neyse film sanatsal bi film değil ama çok eğlenceli.

Bu akşam Şapşik tekrar mesaj attı. Votka almış, benim yokluğumda yokluğumda alkole başlamışmış falan.  Face'ten konuştuk birazcık. Birden aşağıdaki konuşma geçti.

Şapşik: Bi itirafta bulunabilir miyim? Nasıl karşılarsın ne dersin bilmiyorum ama.
Ben: ?
Şapşik: Görüştüğümüzden beri çoğunlukla dilimden ve zihnimden düşmüyosun. Ayh utandım.
Ben: Ne desem ki. :S ilgine teşekkür ederim de diyecek bişeyim yok yani
Şapşik: Söylememeli miydim acep? Gereksiz zamanlama sanırım.
Ben: Olabilir :S
Şapşik: :S bu çok etkili bi smile. Ben gidiyorum, kitap falan okurum belki. Kendine iyi bak sen de

İşte böyle. Lennon'a daha çok mahçup olmamak için başımdan savmaya çalıştım.



  • Bu akşam O Ses'i izlerken Tekirdağ'dan bi çocuk katıldı. 18 yaşındaymış. Annem "Çocukta TOPluk var. Senin gibi yürüyor baksana" dedi, "Offf anne!!!" diye geçiştirdim. 
  • Geçen gün Fashion Week'e katıldım. Fashionboy olmak bana göre değilmiş. Cool giyinmek falan. Bi kot, bi tişört; hayat bana güzel. 
  • Cumartesi Spod'un partisi var oraya gidebilirim belki. 

2 yorum:

  1. hahaha annene çok güldüm ama çocukta "top"luk var senin gibi yürüyor ne demektir. kadın sanırım kabul etme sürecine girmiş yavaş yavaş öyle mi?

    ayrıca şipşaktan hiç hoşlanmadın mı ki sen? Ya da Lennon senin için bu kadar değerli miydi? bilemedim şimdi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoşlandım aslında. ama lennon'a yaptıkları aklıma gelince aynısını bana yapacağını düşünüyorum.

      Lennon benim için değerli tabii.

      Sil

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.