22 Temmuz 2012 Pazar

İKİ


Bize bu satırları bu şarkı yazdırdı

...
Sonra uyanıyorum.
Bu gece çok huzurlu uyudum, sen de öyle; sayıklamadın hiç!
Burnunun üzerinden gözümü alan güneş ışınları, odayı görmemi engelliyor.
Önemli değil; parmak uçlarımda olmanın huzuru, Tanrının çok da uzaklarda olmadığını anlatıyor.
Burda sadece ikimiz varız.

Ne güzel kokuyorsun. Parfümünün son kalıntıları da seni terleten sabah güneşi sayesinde çarşafa karışıyor.
Döndüm sırtımı sana. Neden döndüm, diye düşündüm.
Hani ben bu adamla bir ömür boyu mutlu olmayı düşünüyodum? Neden döndüm sırtımı sana? Bi suçluluk kapladı içimi.
Kolumu göğüsüne attım.
Hala terlemeye devam ediyorsun, küçük adam.
Rüyanda ne görüyorsun ki? Seni bu kadar terleten şey sadece güneş olamaz dimi?

Rüyanda ne görüyorsun? Bir şeylerden mi kaçıyorsun yine?
Çok hızlı nefes alıp veriyorsun.
Neden koşuyorsun?
Aslında, seni böyle izlemeye sonsuza kadar devam edebilirim.
Aslında, tam burda, böylece ölebilirim.

Ölmek mi?
Daha yeni başlamıştık yaşamaya. Hayır ölemem, ölmemeliyim.
Seni sakinleştirmenin en kolay ve en güzelini yapmaya kalkıyorum. Bi' öpücük konduruyorum dudağına.
Dudakların neden böyle? Bi sorun var sende sevgilim, bana anlatmadığın.

Çok sustuk.
Artık uyan istiyorum.
Artık, konuş istiyorum.
Sesin kulaklarıma dolsun, nefesin ciğerlerime karışsın istiyorum.
Kulağına fısıldıyorum; "Uyanma vakti! Günaydın sevgilim."
Kapalıyken bile harika görünen gözlerin yavaşça aralanıyor.
"Merhaba, bu sabah ilk gördüğün yüz, benimki olacak."
Bunun adı ne peki?
Sevgi ve alışkanlıktan fazlası bu.
Bağlılık ve sadakatten de fazlası bu.
Sevgilisi uyandığında gördüğü ilk kişi kendisi diye, kimse kendini Tanrı zannetmez.

Tanrı! Evet, ben Tanrı'yım. Sen de benim küçük kulum. Bana ibadet etmelisin. Öpmelisin dudaklarımdan, okşamalısın saçlarımı. "Seni her zaman seveceğim" diyeceksin. Kahve yapacaksın, falımızda biz çıkacağız.

Şimdi sadece beni ne kadar sevebileceğini düşünüyorum.
Şimdi sadece, o çıplak sırtına sarılmanın ne kadar harika olduğunu düşünüyorum.
Şimdi sadece, saçlarına sinen sigara kokusunun mükemmelliğiyle yetiniyorum.
Düşünmüyorum; ne zaman gideceğini, bilmiyorum da, öğrenmek de istemiyorum.
Sadece tadını çıkarıyorum; "E birer kahve içeriz."

"Kahven hazır sevgilim. Az sütlü, şekersiz.
Bi' de sigara yaktım sana. Hadi, anlat bakalım. Rüyanda ne gördün?"
"Karanlık" diyorsun. "Karanlıktan korktum sevgilim", diyorsun.
Hani karanlıkta bişey göremezdik. Bu yüzden korkmamamı söylememişmiydin bana?
Heyecanlanıyorum.
Seni uyandırmadan önce nasıl terliyorsan öyle terliyorum.
Sigara titriyor elimde.
Oysa daha rüyanı anlatmadın bile. Karanlıktan korktuğuna göre gerçekten bişeyler olması lazım. Sen, gecelerin adamı, karanlıktan neden korktun bu kadar?

İlk defa bir gece, cılız bir sokak lambasının altında öpüşmüştük halbuki.
Üzerimize yıldızlar yağarken de dokunmuştum ya ilk defa sana.
Gece bizim için kutsaldı, özeldi, ilkti ya.
Unuttun mu hepsini?
Karanlıktan korkma sevgilim, karanlık da dolunayla gelir elbet.
Karanlıktan korkma sevgilim! Bizi örter.
Bizi süsler, bizi özler.

Keşke o geceye gitsek, sokak lambasının altına.
O geceyi düşünüyorum, karanlık sokağı, direğinde reklam afişinin olduğu, paslı sokak lambasını.
Sırtını direğe yaslamış ben, önümde durmuş bir şeyler mırıldanan sen.

Sonra ben, ne söylemeye çalıştığını anmak için sana doğru eğilince, soluğunu suratımda hissetmiştim hani.
Lambalar sönmüştü, trafik durmuştu, insanlar ölmüştü.
Gökyüzü de aydınlanmıştı aniden.
Sadece sen kalmıştın.
Ben o gece sana aşık oldum.
O geceden sonra senden başka hiçbir şeyi istemedim, sevmedim.

Öpemedim başka dudak. İstemedim başka el. İstemedim başkasının sesini duymak.

Bunun adı ne peki?
Arzu ve şehvetten fazlası bu.
Bir dudaktan sonra, insanlardan uzaklaşmaz kimse.

İnsanlardan uzaklaşıp sana yaklaşmak. Şu anda olduğu gibi. Çıplak bedenine bedenimi, dudaklarına dudaklarımı yaklaştırmak. Seni karanlıktan aydınlığa çıkarmak için bi' öpücük konduruyorum.


(dipnot: Mor renkli kısımlar Mor Portakal'a ait.)

4 yorum:

  1. ağlamak için bahane arıyodum sağol yani :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu yazıda da ağlıyosan derdin büyüktür. anlat ablana derdini

      Sil
  2. Yalnız, güzel yazmışız, hoş yazmışız. Bunların devamı gelsin Patrick!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 10 kere falan okudum. Harbiden güzel yani. Gelecek bölümler için sabırsızlanıyorum.

      Sil

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.