6 Temmuz 2012 Cuma

Baba'ma





Seninle ilgili hatırladığım en güzel şey yıllarla beraber eskide kaldı, biliyor musun? Daha okula bile gitmiyodum o zamanlar ve sen beni her hafta sonu Atlıkarınca'ya götürüyordun. Bi de çikolatalı kestane şekeri alırdık. Ama o zamanlarda sevmezdim seni. Sadece 1 gün de olsa mutlu olurduk. İyi olurduk, seni severmiş gibi yapardım. Çünkü yanımda olurdun, beraber olurduk.

Evdeki huzursuzluk var hep. Nedeni tabii ki de sensin. Küçücük evde senden bu kadar uzak hissedebiliyorsam kendimi bi nedeni vardır mutlaka. Sen hep annemi sevdiğimi düşündüm, ama yanlış düşünüyorsun. Annemi severdim baştan, seni sevmezdim birini sevmem gerekiyodu onu sevmeye başladım. Ama büyüdükçe, olanların farkına vardıkça onu da sevmedim be baba. Ama ona saygı duyuyorum. Annem her zaman yanımdaydı çünkü. Benimle ilgilendi. Sorunlarımı çözmeye çalıştı. Hani şu katılmak istemediğin veli toplantılarıma annem gitti çünkü.

O sırada sen ise hep arkadaşlarının yanındaydın. Muhabbet ettin durdun. Arkadaşlarına güzel güzel muhabbet ederken eve gelince niye suratın asıldı, niye küfür ederdin hiç anlamazdım. Oturup günümün nasıl geçtiğini sormak, okulda ne öğrendiğimi, kiminle kavga ettiğimi, kime aşık olduğumu hiç mi merak etmedin? Niye elimden tutup bisiklet kullanmayı öğretmedin bana? Niye ben büyürken sen yanımda değildin de arkadaşlarının yanındaydın?

Sana ilk defa içimden geldiği için annemin cüzdanından para çalıp babalar günü hediyesi almıştım. Teyzemlerdeydik o hafta sonu. Güzel bi markanın tıraş takımını almıştım. Çok iyi hatırlıyorum, mavi kutudaydı ve krem hediye kağıdına sarılmıştı. Turuncu kurdelesi vardı üstünde. Koşa koşa senin yanına geldim "Baba, babalar günün kutlu olsun!" dedim ve sen hediyeyi alıp bi kenera koydun. Yüzüme bakmadın, teşekkür etmedin, paketi bile açmadın. Hatta eve dönerken hediyeyi unutmuştun da ben alıp çantaya koymuştum. O günden sonra senin ne doğum gününü ne de babalar gününü kutladım. Sahi senin doğum tarihin neydi? Hiç merak ettim, öğrenmek istemedim.

Sen beni arkadaşlarına tanıştırırken "Bu da benim evlat!" deyip onurlu bi şekilde tanıştırdın. Ben de içimden "Ben bu adamın çocuğu falan değilim." dedim.

Annemle aranızda hep bi huzursuzluk, hep bi kavga var. Hep ayrılmanızı istedim. Evet bunu ben istedim. Ama sen "Başkaları ne der!" kafasında oldun. Ayrılırsak senin dışarıdaki "ideal koca" potansiyelin yıkılıcaktı dimi? Çünkü seni herkes haftasonları kahvaltı hazırlayan, eviyle ilgilenen bi adam olarak tanıyo. Öyle tanıttın. Fark ettin mi ben hazırladığın o kahvaltılarda ya başım ağrıyor, ya midem bulanıyor, ya da sofradan kavga edip kalkıyordum. Sarımsağı çok sevmeme rağmen sırf senin hazırladığın domatesli yumurtayı yememek için sarımsağı sevmiyormuş gibi yapıyordum.


Seni hiç yanımda istemedim. Arkadaşlarıma "Bak bu da benim babam" diyemedim. Onlar "A, o senin baban mı?" diyince, "Iı, evet." diyebildim sadece. Bana babalık yapmadın. Saçımı okşamadın, ben sadece ilk okulda çalışkan bi öğrenci olduğumdan senin arkadaşlarına anlattığın gurur kaynağındım. Ama ben o notları, takdir belgelerini, onu belgelerini senin için almadım.


Ama eve gelince hep bana O'nun Bu'nun çocuğunun ne yaptığını anlatıyordun. Bi kere yaptıklarımdan dolayı yanaklarımı sıktın, "Aferin oğluma" dedin mi? Yok, demedin! 

Geçen sabah eve 4'te gelince "Ne yapın dışarıda?" diye sordun ya bana sana "Benimle yapmadığın şeyleri. Bi kere karşına alıp konuşmadın benimle. Bi kere halimi hatırımı sormadın. Bu evde, evimizde konuşulmayacaksa niye eve erken geleyim ki? Sen sanki her akşam 7'de evdesin? Sanki evde huzurlu bi ortam varmış da evden kaçıyorum. Huzur buluyorum evden uzaklaştıkça, evde ne kadar az vakit geçirdikçe" demek istedim ama sadece "arkadaşlarla oturduk" diyebildim.

Dün akşam benim için çok değerli olan anahtarlığı kaybedittiğin için sana kızdım, annem ordan kızdı sana. Ama sen ne yaptın başladın küfür etmeye gecenin köründe bütün bina uyurken. Sikmediğin ne kitap kaldı, ne anam, ne avradım, ne peygamber, ne tanrı. Bişey söylemek isteyince de "SUS, KONUŞMA" dedin her zamanki gibi yine konuşturmadın. Kavgalarda bile iki kelime ettirtmiyorsun.

Sonra başladın "Siz anne nedir bilmiyorsunuz, baba nedir bilmiyorsunuz, çocuk nedir bilmiyorsunuz. Biliyor musunuz?" demeye. Evet, bilmiyoruz. 18 yıldır bana babalık mı yaptın? Yaptığın tek şey 15 günde para vermek, onu da eline yüzüne bulaştırdın be adam.

En son senin yüzünden hıçkırarak ağladım. Değerini bil, herkes ağlatmayı başaramaz beni.

4 sene İstanbul'da yoktum ve seni hiç özlemedim, biliyo musun? Evi de özlemedim, çünkü evin içinde sen -bi yabancı- varsın. Fark ettiysen seni hiç aramadım. Bu sene ya da en geç seneye bu evden gidicem ben. Kendi hayatımı, sensiz bi hayat kurucam. Ama geri bıraktığım tek şey için üzülücem. Kardeşim için.

Bi gün dışarıdaki insanları değil de şu evin için düşünürsen evden gitmenin mantıklı olacağını anlarsın. Ya da hatalarından ders çıkarıp yeniden bişeyleri denemeyi.

Herkesin babası "KRAL" olacak diye bişey yok benimkisi "SOYTARI"; dış dünyasına neşe saçan iç dünyasına -eve- mutsuzluktan başka bişey vermeyeninden.

12 yorum:

  1. Bu kadar kızgın olma kimseye...
    baban dahi olsa. hayat birilerine kızmak için çok kısa hayatım :d

    yaşa sen bolca gül eğlen :d çevrendeki yakısıklılara bak :d

    aslında mutlaka seviyordur ama gösteremiyordur :d ben bu açıdan baktım hep üzülmemek için bahaneler mod :on

    onlar seni hayata getirmişler. bir de bu açıdan bak . sadece bu nedenden sevsen olmaz mı minikim benim yerim seniiii :d

    YanıtlaSil
  2. sevmiyorum anacım sevmiyoum işte.

    ben de seni yerim, her ne kadar benden uzun olsan da.

    YanıtlaSil
  3. burada sanırım çoğumuz aynı kaderi farklı karakterler üzerinden yaşamışız... Yaşanılan güzel birşey değil ki bu dışarda "işte benim evlat" deyip evde farklı olma durumunu çoğu kez yaşadım artık kafama takmıyorum. Ben babamı az mı balkonlarda bekledim gelecek diye vs vs. Önceden çok kızıyodum inan ki babam yok modundaydım ama şimdi birşey demiyorum çünkü yaşanmış bitmiş olaylar ona kötü davransaydım şuan sayet ileride benim de aynı sorunlarım olabilirdi.(yarına ne olacağımız belli değil) Kimseyi sevmek zorunda değiliz ama biz doğarken bize verilmiş bir yükümlülük var sadece sen kardeşinin annenin üstüne titre zaten geri kalan pürüzlerde bir şekilde düzelir... ;)

    YanıtlaSil
  4. Ona ya da onun sevgisine muhtaç değilsin. Kendini üzme.

    YanıtlaSil
  5. Bu yazıyı ekonomik özgürlüğünü eline aldığın gün, ev ile zorunlu bir bağın kalmadığı gün babanın eline tutuşturmalısın...

    çünkü çok güzel izah etmişsin.. bir ihtimal o da anlar belki...

    bir de yalnız değilsin.. ben de yazdım bu yazının benzerinden, senin yaşındayken internetim yoktu, o yüzden burada yazılı değil ama bende saklı...

    YanıtlaSil
  6. Bir gün, her şey çok güzelken ( tabi çocuk olduğum için güzel geliyordu ) Çekti gitti 9 ay hiç ne geldi , ne aradı ne yeriz ne içeriz diye sormadı. Hayatımı sikti o gittikten sonra çok ağladım her kapı çaldığında koştum babam geldi diye ama o hiç gelmedi. Geldiğinde çok geç olmuştu ya neyse. Şuan dört duvar arasında ona ben bakıyorum her şeye rağmen o benim babam o beni, kardeşimi annemi öylece bıraktı gitti ama o benim babam ne yapabilirim ki !

    YanıtlaSil
  7. patrick tatlım zaten o kadar dolu ve bunalmış durumdayım ki bir de senin bu yazın tuz biber oldu üstüne.
    yazdığın şeyler o kadar tanıdık ki neredeyse ''acaba benim babam normalde onun da mı babasıymış'' diyeceğim.
    insan zamanla yaşamayı öğreniyor ama bütün bunlarla. bir de bu yazdıklaını babanın yüzüne haykırdığın zaman gör sen kendini. ben yazptığımda hastaca büyük bir zevk almıştım :D
    kendini üzme olur mu? öpüldün :)

    YanıtlaSil
  8. patrickim :/ 1 damla gözyaşı eşlik etti okurken :/ çok güzel dile getirmişsin hislerini. bigayın dediğine katılıyorum sadece maddi anlamda özgürlüğünü kazanınca herşey farklı olucak.

    YanıtlaSil
  9. ben ne babalar gördüm zaten yoktular.
    benim için 4 harfli bir kelimeden ibaret kendisi.
    maddi bağımsızlığımızı kazanmamız gerekiyor önce, ki yorumlara bakılırsa herkes aynı fikirde, kurtuluş yolu bu.

    YanıtlaSil
  10. bugün blogum da yazdığım yazıdan sonra bunu okumak, yoksa tüm söylenenler doğru mu :)

    annemle babam ayrılar aslında ona kızabilecek bir çok bahanem var elimde ama ben kızmıyorum her zaman "bir babam var" "varlığı yeter" modundayım hoş bir günden bir güne ne bağırmıştır ne kızmıştır her zaman bir şekilde varlığını hissettirmiştir biz de hiç bir zaman ona karşı hiç bir saygısızlık yapmadık bunu da adı gibi biliyor ki bir ara itiraf etmişti

    "bana karşı hiç bir zaman bir kusurunuz ya da sevginizden bir eksilme olmadı" diye ve ekledi "bu da annenizin sayesinde"

    çünkü deli gibi biliyor ki annem o kadar şeye rağmen ilk ve tek aşkı olan babama halen deli gibi aşık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bence hala genelleme yapılmamalı.
      heteroların da aileleriyle dolu sorunları var. onlar da o yüzden mi hetero?

      Sil

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.