12 Haziran 2012 Salı

İstanbul'dan bildiriyorum



Geçtiğimiz hafta otogar ağlama duvarı gibiydi. Pazartesinden itibaren memleketine dönen dönene. Herkesi yolcu etme, yolcu ederken akla gelen eski güzel anılar gözlerden yaşların dolu gibi yapmasına neden oldu. Adım adım benim gideceğim gün de yaklaşıyodu. Pazar gecesine almıştım bileti. Otobüs evin önünden geçtiği için otogardan binmeyecektim, evin önünden binecektim. Ama arkadaşların "seni de geçireceğiz" demesiyle otogardan binmeye karar verdim. Aslında bu beni duygulandırdı. Arkadaşlarımı dopru seçtiğimi anladım. Yoksa gecenin köründe kim beni geçirmeye gelirdi ki?

Pazar gündüz bi arkadaşı daha yolcu ettikten sonra ben, Kıvırcık, Harley ve Sarı buluştuk. baştan bi kafeye gittik ama hiç sarmadı bizi. Sonra kalktık bizim kahveciye gittik. Kahve içtik, Sarı fal baktı falan. Falımda ne mi çıktı? "Uzun Bacaklı" biriyle öpüşüyomuşum. Bütün arkadaşlarım bilir ki ben uzun bacak hastasıyım. Ama okulda yok ki anacım uzun bacaklı kimse.

Kıvırcık benim bi tişörtümü çok beğeniyodu. Ona o tişörtümü getirmiştim, Harley'in de beğendiği bi güneş gözlüğüm vardıi onu verdim. Sarı'ya daha önceden bileklik verdiğim için bişey getirmemiştim. Biraz trip attı ve en sevdiğim güneş gözlüğümü ona verdim. Zaten gözü vardı gözlüğümde. 

Ordan kalktığımda saat 8'di. Ne çabuk geçmiş zaman! Eve gittim, yemek yedim. Son şeylerimi yerleştirdim bavuluma. Ve saatimin gelmesini bekledim. 12'de doğru çıktık evden. Otogara gittik. Otobüs gelmemişti daha. Ve hiç arkadaşım da yoktu orada. Sonra geldiler. Sarıldım. Valizlerimi yerleştirdim. Otobüs kalmaya yakın başladım arkadaşlarıma sarılmaya. Anneannemi öptüm. Kadın başladı ağlamaya. 1 haftadır ben gidicem diye ağlıyormuş. Üzüldüm. Derin bi nefes aldım, ağlamamak için. Ben ağlarsam o daha kötü olucaktı. 

Sabah 7,30 gibi evdeydim. Uyudum, uyandım. Hazırlandım bi kız arkadaşımla buluşmak için Kadıköy'e gittim. Gittim derken akşam saat 8'i geçiyodu. Buluştuk. Çok açtım. Beni bi salatacıya götürdü. Öküz gibi bi tabakta çok güzel bi salata geldi. O kadar aç olmama rağmen bitiremedim. Sonra bi arkadaşı daha geldi ve salatacının karşı tarafındaki kafede kahve içmek için oturduk. 

Hoş sohbet, fal derken falımda bi "Uzun Bacak" daha çıktı. Gülüştük falan. Sonra beni metrobüse bıraktılar ve eve döndüm. 

Bugün öğlene doğru kalktım. Açma falan vardı onları yedim. O kadar sıcaktı ki hava. Yattım yine. Akşam 8 gibi kalktım. Buz gibi suyun altına attım kendimi.  Yemek yemeğe masaya oturdum ama sadece karpuz yedim. Yiyemiyorum bu sıcakta yemek. Saat olmuş 23,00 ve ben balkondayım. Ve hala hava çok sıcak. Nolur biraz serinlik. Mikail havaları biraz daha ısıtırsan ebeni mikerim! Lütfen yea. İki serinlik üflesen balkanlardan nolur?! 

Evet, Birand. Şimdi sendeyiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.