29 Nisan 2012 Pazar

Elveda yaz aşkım.

Ayrılıkları ben de sevmem senin kadar. Ayrılık kaçınılmazsa ardına bakmamayı bileceksin. Bir sonraki yaz gürüş(emey)ecektik elbet. 

Farkındaydık, o kumsalda biralarımızı yudumlarken kesişen gözlerimiz bir kaç hafta sonra herşeyin biteceğinin.  Belki de egolarımızı tatmin etmek istemiştik bir kaç günlüğüne...
Ortak arkadaşlarımız vardı. Seni yanımıza çağırdılar, tanıştık, gülüştük, birbirimizden hoşlandık. Adın da çok güzeldi.

Bir iki akşam daha derken kalabalığın içinde sadece sen ve ben kalmayı başarmıştık. Kimseyi duymuyor, görmüyorduk.

Elim cesur davranıp eline çıkarma yapmıştı. Sonra dudaklarım da elimden cesaret alıp dudaklarının tadına baktılar. Ben vişneyi senin dudak parlatıcında sevdim.

Gündüzleri hiç göremezdim seni, hep geceyi beklerdim. Ay ne zaman yükselse, ateş ne zaman yakılsa kumsalda, kalbim hızla çarpmaya başladığında anlardım ki sen gelirdin. Nesefini ensemde hissetmek çok güzeldi. Aslında huylanırdım biri enseme nefesini verince ama sende olmuyordu. Bedenim bu büyüyü bozmak istemiyordu heralde, kim bilir? 

Yatçaz, kalkçaz ve sen olmayacaktın.

Ben de yatmadım. Senin gidişini izlemek istedim. Belki son kez vişneli dudaklarının tadına bakardım.

Eşyalarını arabaya yerleştirirken gördüm seni, sen de beni. Gelmiştin yanıma, "Git burdan, babam görcek!" diyordun. Elini tuttum ve son sözümü söyledim. 

"Elveda..."

Bu büyü bozulmasın diye telefon numaranı istememiştim, mail adresini almamıştım. Ayrıldıktan sonra başka ilişkiler yaşayalım ve yine yaz gelince birbirimizin olalım istemiştim.

Şimdi başkasının ellerini tutsam da yazın görüşmek üzere...

Birbirimize anlatacak çok şeyimiz olduğuna eminim.

Elveda yaz aşkım...



*Bir zamanlar hayali bir yaz aşkı uydurup yazmıştım. 

1 yorum:

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.