16 Aralık 2011 Cuma

Hoş geldin. Güle güle.


Haraket saatin yaklaşıyordur ve sen evde son hazırlıklarını yapıyorsundur; belki kısa süreliğine bel ki de uzun süreliğine yeni bi yere gitmek için, yeni alışkanlıklar yapmak için. O valiz en az beş kere kontrol edilmeden kalp rahat etmez. Diş fırçası banyoda unutulmamalı, şarj aleti unutulursa hayat damarlarından biri kopar adeta.

-Biletimimi gören var mı?
-Oğlum, çantama koydum, dedin ya?
-Tamam anne, çantamdaymış.

Hayat garip, hem de çok.

Tekerlekli valizim olmadı benim. Tekerlekli valizleri samimi bulmam.

Gidersin otogara, verirsin valizlerini muavine. Sıra gelir vedalaşmaya.Kimi ailesiyle, kimi arkadaşlarıyla, kimi sevgilisiyle, kimi umutlarıyla, kimi hüzünleriyle, kimi de kendisiyle vedalaşır. Yeni bir yere gitmek, yeni kişilik kazanmaktır.

Oturursun koltuğuna -ben hep cam kenarı seçerim, yolları izlemek, tabelaları okumak için-, yanına gelecek insanı beklersin. Dua edersin 'kafa dengi' biri olsun diye ama benim için bi önemi yoktur, tanımadığım biriyle ne konuşabilirim ki?

Yanıma yaşlı biri gelirse bana "nereye gidiyorsun?" demesine izin vermeden başka şeylerle ilgilenmem ya da uyumam gerek ki bana bakıp yüzündeki o hayal kırıklığını görebileyim.

Eğer genç biri gelirse en azından uyumam. Kitap okurum falan ki entel görüneyim diye. Eğer ortak bişeyler bulursak sohbet edebiliriz. Ama bir ya da iki saat sürer bu konuşma sonra ben yine konuşmaktan sıkılır ve kendi içime kapanır, otobüstekileri izlemeye başlarım.

Hani "sınırsız ikram" sloganları vardır da bu ikram iki yudum kahve/çay/meşrubattır ya uyuz olurum. Sınırsız olan tek şey sudur. Onu da 3 kereden fazla istemeye kalkında muavinin ezici bakışları altında kalırsın. Siklemezsin, tekrar ve tekrar istersin.

En kötüsü de sarımsak yemiş olan ve geğiren bir insanın yanına oturmasıdır. Aslında geğirmesine bile gerek yoktur, ağzına açması yeterlidir.

Çocuklar da korkutur beni.

Eğer yan koltukların birinde güzel bi kız varsa kesiştiğin, yolculuk daha da bi anlamlı olur. Bir kaç kez göz göze gelmek ve gülümseşmek herşeyi unutturabilir. Belki de salaklığıma gülüyordur ama önemli değil ki. Gülsün yeter.

Mola yerlerini severimi belki de yorgun yüzleri desem daha iyi olacak. Otobüste içi geçen insanlar bir an kendilerini çiş kokulu tuvaletlere atarlar, çişlerini yaparlar...

Hayat çok garip.

Oturursun bir çay içiyim diye fakat başlamıştır anons ve yerini alman gerekir. Gidersin oturursun yerine.
Bir kaç sayfa daha kitap okunur eğer şanşlıysanız bir ikram servisi daha olur.

Gelmişsindir gitmek istediğin yere. Yeni umutlar, yeni hüzünler, yeni insanlar, yeni senler karşılar seni.

Hoş geldin. Güle güle.

2 yorum:

  1. otur 10!
    operadakiedebiyathocası:P

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler hocam. ellerinden öper, yanaklarını mıncırırım.

    YanıtlaSil

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.