13 Aralık 2011 Salı

Erdal Eren



"sevgili annem, babam ve kardeşlerim...

hepinize yürekten sevgi ve saygılar...

sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. ayrıca konuşma olanağımız da pek olmadı. zaten dışardayken de birbirimizi anlayabilecek şekilde pek konuşmadık (bu konuda sizlere karşı büyük ölçüde hatalı davrandım. ancak bunu size saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şekilinde yorumlamamanızı isterim). bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var. ancak olanak yok. düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. ama çok açıklıkla söylüyorum ki, benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. böyle düşünmem, böyle davranmam halk ve devrime olan inancımdan ileri gelmektedir. ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. elbette ki, hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamak ve cesaretle karşılamak gerekir. 

biliyorsunuz ki, bu ceza işlediğim iddia edilen bir suçtan verilmedi. asıl amaçlanan, böyle bir olayda gözdağı vermek ve mücadeleyi engelleme hedefine dayalıdır. bu nedenle -sizin de bildiğiniz gibi- kendi hukuk kurallarını çiğneyerek, bu cezayı verdiler.
cezaevinde yapılan (ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlıkdışı zulüm altında inletildik. o kadar aşağılık, o kadar iğrenç şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. işte bu durumda, ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi işten bile değildir. ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun, yaşamımı sürdürdüm. hem de ilerde bir gün öldürüleceğimi bile bile. sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım ya da meselenin önemini, ciddiyetini kavrayamadığım gibi yanlış düşünceye kapılmamanız içindir. bütün bu yapılanlar, başımdan geçenler kinimi binlerce kez daha artırdı ve mücadele azmimi körükledi. halka ve devrime olan inancımı yok etmedi. mücadeleyi sonuna kadar en iyi şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka bir amacım yoktur.

mesele benim açımdan kısaca böyle. ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.

anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür. kolay kolay kaybolmaz. ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir tarafa bırakmanızı istiyorum. şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecekler ama yok olmayacaklar. mücadele devam edecek. ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar.

sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. zavallı ve çaresiz biriymişim gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz.

hepinize özgür ve mutlu bir yaşam dilerim.

devrimci selamlar.

oğlunuz Erdal"

1 yorum:

  1. dağda teröristin karşısına gönderilen gencecik canlar aklıma geldi.. bilelim ki devletin kirli oyunları her sahnede aynı şekilde peydahlanıyor..

    kukla gibi kullanılmış bu insanların hayatlarını boşa harcadınız, kim bunun hesabını verecek, hiç gözünü kırpmadan kendi cebini düşünenler mi? insan hayatına bir gram saygısı kalmamış faşit bürokratlar mı? siyasiler mi? anneler babalar mı? din mi, cemaat mi? kim kim kim...

    YanıtlaSil

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.