24 Kasım 2011 Perşembe

Örtmenler Günü


Tüm örtmenlerin örtmenler gününü tabii ki de kutlamıyorum. Örtmen var, örtmen var sonuçta. Haftalardır hazırladığımız gösteriyi önemsemeyip bize yardımcı olmayan hocaların mı, yoksa bize yardımcı olanların mı kutlu olsun? Bence örtmenler günü olmasın.

Hatırlardım da ilk okul zamanında örtmenler günü hediyesi olarak kırtasiyeden alınan ve güzelce paketlenen pilot kalemler verirdim. Ya da bir kutu içinde uzun bir kırmızı plastik GÜL! Ay ne eziklikti lan. Babamın işi ayakkabıyla ilgili olduğundan bir keresinde ayakkabı götürmüştüm. Ne havam vardı lan. İçine de mektup yazmıştım, tükürükleyip kapamıştım zarfın ağzını da. Bir de açılacak yere "burdan açın" yazmıştım. Çocuk işte o zamanlar ne yapayım. Ama hala arkadaşlarıma mektup falan yazınca zarfın üstüne salak salak yazılar yazarım. Ne yapayım kendime engel olamıyorum.

Orta okula geçince de ilk okuldaki öğretmenimi unutmadım yane. Bu sefer de "bir milyoncular"dan alınan hediyeler götürdüm. Orta okul örtmenlerime ne aldığımı hatırlamadım sorriğ. Lisede de örtmenler günüde hediye almadım kimseye. Ama bu sene okulun örtmenler günü kutlama etkinliğini son sınıflar hazırladığı için sıra bizdeydi.

Biz arkadaşlarla uzun zaman önce başlasak da dans çalışmalarına ötekiler son anda gelişti. Hep olacak dediğimiz şeyler çıktı, yerine 1 akşamda hazırlanan şeyler girdi. Ben salsa hareketlerini öğreninceye kadar çıktı ama ilçemizin çok işlevli salonundaki ilk provada bir hareketi karıştırınca direk çıkardılar bizi danstan. Oysa çok demiştim şu sahnede prova edelim diye. Ama siklerine bile takmadılar. İyiki de çıkarmışlar diyorum. Ama gösterinin içindeydim iki yerde. İlki koro, ikincisi de öğretmenlerle ilgili oratorya yaptık. Ve gösterinin en güzel yeri ise sonuydu. Van'da yaşamını yitiren öğretmenler için tek tek sahnede hazırlanan öğretmen masası üzerine beyaz karanfiller bıraktık. Gördüm ki ağlayan öğretmenler bile oldu. Ben de çok duygulandım, ağlamamak için zor tuttum kendimi diyebilirim.

Ve bu görevi de başımdan attığım için mutluyum ve de yorgunum. Nerdeyse 2-3 haftadır derslere girmiyorum çalışmalar, provalar olduğu için. Acaba yarından itibaren okulda ders işlemek nasıl bi duygu olacak merak ediyorum.

Öyle bir adamla tanıştım ki, anlatamam. Her konuştuğumda ayrı bişey öğreniyorum hakkında ve bu beni çok şaşırtıyor.

Onun dışında İstanbul'u çok ama çok özledim. Bir de hiç ders çalışmıyorum. Kitap okuyorum.

6 yorum:

  1. daha yazının ilk cümlesini okudum ve yarılmaktayım patrikcan.
    ahaohaoaha
    du okuyum doncem sana

    YanıtlaSil
  2. görmek istedim yahuu gösteriyi ist gelince artık bir kaç salsa hareketi gösterirsin :)örtmenim kahkaha attım yahu

    hiç bir öğretmenimi sevemedim yahu ilkokul dahi ya gerçi ilkokul hocam bundan bir bok olmaz derdi çok döverdi şimdi çektiğim fotoğrafları bir tarafına montelemek istiyorumm:))) hiç birine hediye almadım almadım almamda anasını satıyım zaten hiç birinide sevmezdim bir tek lisede edebiyat ve severdim insan olsalar neden sevmeyeyim adam kayırırsan sevmem denyoooooo
    edebiyat hocamda gerçi bana "pistis seyyar satıcı gibi dolaşma" derdi aaaaaaaa ne sinirliymişim bea:):)

    YanıtlaSil
  3. hişşt derslerine çalış bakiim, salma kendini!
    operadakiörtmen

    YanıtlaSil
  4. pistis,
    ah yavum hiç mi olmadı yakışıklı bir öğretmenin aşık olduğun? yalan söyleme kesin vardır.

    kazulet,
    peki örtmenim.

    YanıtlaSil
  5. diyorum ya ben düzgün değilim valla hiç öğretmenime aşık olmadım yada bana 22 senedir denk gelmedi şöle taş ama fotoğraf hocam çok hoştur meslektaşlar kabul edilirse fotoğraf hocalarımdan bir ikisiyle bi bacak omuza düşündüm yalan değil bu millet düz yoldan gider ben virajı seçiyorum :):)

    YanıtlaSil

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.