5 Eylül 2011 Pazartesi

Selams, naber?



Dün gece, saatler gece yarısını göstermeden girdim eve. Bir İstanbul Macerası daha bitti. Hahayt ne yaptığımı yazıyım kısa kısa bari. Keşke yazasım geldikçe bişeyler kaydetseydim bilgisayara. Şimdi de onları yayınlardım. Ama ne bileyim sevmiyorum ben öyle şeyleri pek.

***
27 Temmuz, Cumartesi

Sabahtan dersanede deneme sınavı vardı ve öğlene kadar sürdü. Çok sıkıcı geliyor bana bu deneme sınavları, kasıyo beni yani.  Ne o öyle otur saatlerce rahatsız sıralarda, belin ağırsın, götün uyuşsun, kan şekerin düşsün. Of, bana göre değil öyle şeyler.

Önceki geceden Domuz'la konuşmuştuk sınav bitince dersanenin önüne gelcekti hasret gidercektik falan. Uzun zamandır görüşemiyoz malum. Ama gelmedi. Ben de kapının önünde onu beklerken kolumdan tutan bi öğretmenimle birlikte kendimi kütüphanede buldum. Bi kaç öğretmene soruları çözdürdüm derken saat 2 oldu resmen. Neyse lokumcudan annemin siparişi üzerine lokum aldım, eve döndüm. Duşumu alıp otobüse bindim, bi tabak kuru fasulye yiyerek yolculuğa hazırlandım.

Otogara giderken otobüste Domuz'a mesaj attım. "ŞEREFSİZ İBNE, geçirmeye gel bari!" diye. Sonra aradı beni, otogara geldi sonra. Oturduk bana çay ısmarladı. 4 tane sigarası kalmış. Bana bi tane uzattı, istemedim. Sonradan "1 lira param ve 3 tane sigarayla bi kaç gün idare etmek zorundayım" diyince hop kaptım bi tane sigara. Tüttürdüm bi güzel. Sonra otobüse doğru gittim. Sarı ve dedesi gelmiş bir de yanlarında Kıvırcık'la bi kız daha vardı. Ben Sarı'nın dedesinden saklanarak bavullarımı yerleştirdim, Domuzla biraz sohbet ettik ve otobüste arka koltuklara geçtim. Otogardan uzaklaşınca otobüs Sarı'nın yanına damladım hemen.

İstanbul'a gidince metrodan annemle arkadaşı almaya geldi beni. Eve yürürken çiğköfteciden 1 porsiyon çiğ köfte aldım ve eve gidince hepsini tek başıma yedim.

***
28 Temmuz, Pazar.

Sabah kalktım, anneme kahvaltı hazırlamasını söyledim, hazırlamadı. Ben de hemen çantamı kapıp İstiklal'e yol aldım. Öğlendi zaten evden çıktığımda. Bir büfeden hemen Camel Paket aldım. Yaktım bi tane. Oh işte açık havada sigara keyfini seviyorum. Dolandım ahmakça biraz daha ve sonra ne zamandır gitmek istediğim ama bi türlü fırsat bulamadığımdan gidemediğimden direk "The Beatles Cafe"e attım kendimi.

Menüyü getirdi pembe saçlı bi kız. Baktım baktım domates soslu makarnayla bir tane de bira istedim. Sigaramı da çıkardım masanın üstüne. Oh havamdan geçilmiyo. Ama tektim, tek havasızlığım o.Neyse ortam çok salaş ve pis. Ama müziklerini çok sevdim. Oturdum galiba bir buçuk saat kadar. Sonra çıktım. Galata ve Eminönünü de ziyaretten sonra, went to home.

Galiba o akşam Marmara Forum'a da gittim.

***
29 Temmuz, Pazartesi

Klasik bayram alışveriş telaşı. Ben, annem ve kardeşim çıktık. Sonra ben atar yapıp ayrıldım onlardan. AVM'e gidip kendime hırka ve gömlek aldım. Yok lan çok pahalı bütün mağazalar. Kendime bi kot gömlek alamadım ya yanarım yanarım ona yanarım.

***
30 Temmuz, Salı

Sabah kalkıkdı, duş alındı, babaanneye kahvaltıya inildi, eve çıkıldı, misafir beklendi, bi kaç kişiyle bayramlaşılmaya gidildi, arkadaşlara bayram mesajı atıldı, eve dönüldü ve uyundu.

***
31 Temmuz, Çarşamba

Kuzenimle bakırköyde dolaştık, sonra eve döndük. Başka bişey yapmadım galiba, yani hatırlamıyorum.

***
1 Eylül, Perşembe

Sarı'yla buluşup Taksim'e gittik. Yemek falan yedik. Sonra Beatles'a gidip sohbet ettik, bira içtik. Galata'da çok güzel bi kafede oturup kahve içtik falan... O gece kuzenime gittim kalmaya. PARFÜM diye bi film izledik. Adam kadınları öldürüp onlardan parfüm yapıyo falan, değişik bi filmdi.

***
2 Eylül, Cuma.

Kuzenim bana kahvaltı hazırladı. Sonra terziye gitti. Hani biriyle buluşmuştum ya boşnaktı hani. (click bura to remember) İŞte onunla mesajlaşmıştım Sarı'yla buluştuğumuz gün, beni yeni evine davet etti. Ben de fırsat bu fırsat diyip kuzenimden direk oraya geçtim. Çok iyi karşıladı beni. Zaten çok kibar biri. Neyse işte ateşli dakikalar geçirdik.

Tek kötü özelliği var Boşnak'ın o da benim yanımda başkalarıyla msnden konuşması. Kırasım geliyo o laptop'u kafasında. Onun haricinde her şey çok iyi. Bir kere alçak bi yatak almış kendine çift kişilik, üstünde de  bembeyaz çarşaflar, yastıklar. Gördüğüm anda vuruldum. En sevdiğim şeydi. Yatağı çok rahat, yastıkları yumuşacık. Öyle işte mutlu oldum onunla tekrardan buluştuğum için.

***
3 Eylül, Cumartesi

Annem yine kahvaltı hazırlamayınca kendimi Forum İstanbul'a attım. Ve girer girmez lan yoksa yanlış mı geldim, Kanyon'a ne kadar çok benziyo diye şok oldum. Sonra kendime Starbucks'tan güzel bi kahve aldım ve bi yudum içttikten sonra canımın hiç kahve istemediğini anlayıp çöpe attım.

***
4 Eylül, Pazar

Bavul hazırladım, saçımı kestirmeye berbere gittim ama berber kapalıydı. Sonra otogara gittim işte. Yanımda mal bi adam vardı, harbi maldı ama. Neyse ki bi yerden sonra sarının yanı boşaldı, onun yanına geçtim. Şanslıydım ki otobüsün wireless'i çalışıyodu. internette dolandım. Ama Sarı yanımda olduğu için blog'a falan giremedim. Sadece maillerimi kontrol ettim işte. Bi de facete takıldım, müzik dinledim. Eve gece yarısına doğru geldim.

***
5 Eylül, Pazartesi

Sabah kalktım dersaneye gittim, dersaneden geldim. Modemi kurdum falan işte. Dersaneyi pek özlememişim. Fizikçimi özlemişim.Neyse ben SCARFACE izleyip belki yine dönerim buraya, ya da uyurum. Çok uykum var offfffff!!! LAnet olasıca dersane!!! FUCK!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.