16 Eylül 2011 Cuma

şakacıktan


"Ov yeah, arkadaşlarla içiyoruz" falan filan derken Sarı'yla Kundura'yı cilveleşsinler diye başbaşa bıraktık Mandalina'la. Sarı'yla Kundura'yı uzaktan izliyoruz biz. Söz de bakkala gittik. O sırada Kıvırcık'ı aradım, olayı özetlemek için. O da düğünde şıppıdım şıppıdım oynarken pek anlaşamadık. Sonra sessiz bi yere gitti ve ordan devam ettik konuşmaya. Bana onu seven çocuk hakkında soru sordu, "SİKTİR ET" dedim. Ama cidden siktir etmeli, mutlu edemez o çocuk onu.

Hayır, hayır kıskanmıyorum. Niye kıskanıyım ki çocuğu? Tamam Kıvırcık da ondan hoşlanıyo olabilir ama çocuk işe yaramaz. Aslında Kııvırcık ondan değil, bu boş zamanlarında ona gösterdiği ilgiden hoşlanıyo. Biri benimle de ilgilense hoş olur ya

***
Kızıl mı? Götümü yesin, orospu! Madem seviyorsun ne diye başkasıyla çıkıyorsun. Bir de "Ben onunla Patrick'i unutmak için çıkıyorum. Ayrılırsam üzülmem!" dememiş mi, kır kafasını. Ben adım atmaya uğraşırken sana sen hala durduğun yerde duruyorsun bu benim sinirimi bozuyor. Koşsam, koşamam ki. Daha seni tanımıyorum. Bana kendini tanıtmalısın. Direk konuşmaya "ASL?" diye girsem olmaz ki. Neymiş bizimki "imkansız aşk"mış. Götümün kenarı.
***

Konuştuktan sonra mesaj attı bana
-Patrick, biz çıkalım mı?
+Bi siktir git, burda Aşk-ı Memnu tadın film var sen ne diyosun?
-Aha reddedildim!
+Tamam ya üzülme. Ne zaman çıkmaya başlıyoz?
-Şimdi başladık. Olmadı kanka oluruz yeniden.

İşte öyle şakacıktan da olsa manitam var, ağır olun! Dün dersanede bana "aşkım" falan dedi ama ben bi kötü oldum. Gerçekten söylemesi varken neden şakacıktan söylesin ki? Şakacıktan da olsa sevgiliyiz işte.

Her şakanın altında bir gerçeklik payı olduğuna inandırılmış bir toplum olarak, bu şakanın gerçek olması dileğiyle!

***
Bir de bu gün dersaneden sonra saçlarımı kestircem. Yine bana hüsran, kafamda esen kavak yelleri var. Çok korkuyorum ara makastan. Uzun saçlı da iyiydim hani.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.