8 Ağustos 2011 Pazartesi

Hoş buldum, efenim.


Ayyy bi gün giremedim internete nasıl da özlemişim buraları, anlatamam. Şimdi size otobüste başımdan geçen olayları anlatayım mı? Hadi anlatayım bari.

Pazar sabah 6'da kalktım. Evde herkes uyuyo. Sanki evde aşiretçe yaşıyoz. Duşa girdim, tıraş oldum. Abi iki saatte tıraş olamadım. Tabii kolay değil bi aylık sakalı kesmek. Amk. yok kes kes bitmiyo. En sonunda bitti. Duşumu da aldımm. 1 saatte çıktım banyodan. Ne yapsam ne etsem diye düşündüm bi saat açtım sonra laptopu iki mail blog okıyım dedim. Ama chrome'da il açılan sayfam gmail olduğundan maillerime bakıyım dedim. Normalde hemen kapar, bloggerı açarım. Ahanda benim "bana mail atın." çağrıma kulak veren biri. Ne mutlu oldum anlatamam. Ben de attım ona mail. Öyle işte.

Sonra 9da kaldırdım bizimkileri. "Hey millet, ben gidiyorum diye." Babam balkonda uyuyodu hemen fırladı çekyattan. Annem kalktı beni o bırakçakmış otogara. Önce metroyla gidicek diye çıktık yola. Ama benim gelirken hafif olan bavullarım dönüşte bi ağırlaşmış anlatamam. 2 bavul, bi laptop çantası, koca bi  ayakkabılarımın olduğu poşet. AMAN TANRIM!!!

Neyse atladık taksiye. Bu zenginleri anlamıyorum ben. Paranla rezil olmak gibisi yok. Taksi kokusundan oldum olası nefret etmişimdir. Midemi bulandırıyor. Toplu taşımalarım gibisi yok. Otogarda kahvaltı ettik annemle. Kahvaltı dediğim de yarım simit ve bi bardak bayat çay. Kendime bi türlü termos bardak bulamadım. Starbucks'takilere paraya kıyamıyorum. Yanımda kahve, çay falan taşımak istiyorum.

Otobüse girince yol arkadaşımın 10-11 yaşlarında bi velet olduğunu gördüm. Ağlamak istiyorum. Neden ya neden? Neden yanıma tatlı bi çocuk oturmaz? Sohbet etmesek de olur. Bütün yol onu kessem yeter. Bi kere ya, bi kere. Evren, duy beni. Mesajıma cevap ver.

Yolda gazete okudum falan. Sonra bi güzel uyumuşum. Uyandığımda mole yerine gelmiştik. Orda tost yedim falan. Sonra geçtim yine otobüse. Mağlum otobüsü tekrardan kaçırmak istemiyorum. Devam etti yol. Vapurda ise çok yakışıklı birini kestim o kadar. Bi de çok güzel alamancı kız vardı. Yerim onları.

Eve geldim, uyumuşum çekyatta. Uyandırıldığımda saat 19:50'di. 5 dakikada giyindim saçımı düzelttim hemen çıktım. Arkadaşlarla buluştuk, iftar yaptık, ordan da fasıla gittik. Masa masa dolaşan çalgı ekibinden zurnacının  zurnanın ucundan damlayan salyaları benim kolumu yıkadı resmen. Midem bulandı yeağ.

Bugün de sabahın köründe kalktım hazırlandım dersaneye sınava gittim. Sınavtan sonra arkadaşlarla oturduk. Sonra Dizüstü Edebiyat'ın son kitabını aldım. Eve geldim. Yine uyumuşum.

Yemek falan yedim, modemi kurmakla kurmamak arasında kalıp kurdum. Yazacak bişey bulamadım. Öyle işte. Hadi öptüm. Çok yorgunum. Uykum yok.

2 yorum:

  1. hoş geldin :) şu otobüs yolculuklarında yanıma oturacak kişi konusunda ben de hiç barışık değilim kaderimle :))

    YanıtlaSil
  2. Ben de hiç şanslı değilimdir otobüste yanımda oturanlar hakkında. Genelde yaşlı amcalara denk gelirim.

    Bir keresinde İzmir'e giderken çok tatlı bir çocuk oturmuştu yanıma. Yol boyunca sohbet etmeye çalışıp bir türlü edememiştim. Tam inerken "hiç değilse tanışalım ben blabla" dedim o da kendini tanıttı ve hangi okulda okuduğunu söyledi. Ben lisedeydim tabii o dönemler, adam üniversitede okuyordu Sinema TV hem de. Çok tatlıydı ya, ay ay bir daha görsem keşke. Bu da böyle bir anımdı.

    YanıtlaSil

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.