23 Temmuz 2011 Cumartesi

Bu sıcaklarda ya "menopozlu kadın" olsaydım?

Yazacak nikaç biriktirdim. Nedeni de her "YENİ KAYIT" butonuna bastığımda ya bön bön bakmak ya da uykum gelmesi. Neyse kaldığım yerden devam ediyorum.

Başlıktaki soruma cevabımı vererek başlıyorum. Allah korusun diyorum ve bütün kadınların menopoz dönemlerinin kış aylarına denk gelmesini diliyorum.

Artık kıçıma yapışan don giymemeye karar verdim. 3 senedir yapışan donlardan giyiyorum, memnunum ama bu yaz biraz fazla olmaya başladılar. Bi tane normal boxer'ım vardı, dün onu giydim bi rahatladım ki anlatamam böyle sanki taşakkalarıma birileri vantilatör tutuyormuş gibi oldum. Çok mutluyum. Ama bi tane öyle şort boxer'ım olduğu için yapışanlara geri dönmek zorunda kaldım.

Bu Kürt'lere karşu uygulanan faşizm hareketlerini aanlayamıyorum. Sen Arnavut, Çerkez v.b olunca sempatik görünebilirken... Kürt doğmak suç değildir. Aklını başına aldıktan sonra suç işler insan. Yaşadığım semtteki olaylardan başım iyice ağırdı. Gaza gelen gençler sokaklarda "KÜRT AVI"nda. Her gece sıkılan onlarca biber gazı da cabası. Sinirim sokağa ne yaptığını bilmeden dökülen insanlardan çok aileme. Babam "Şurdan bi Kürt geçse de başına saksı atsam.", annem ise "Bizim sokağa giren her polisle gençleri kameraya alma" derdinde.

Benim kendi yorumum ise;
Sokağa dökülen insanların ne yaptıklarını bilmedikleri yönünde. Çünkü bütün gece sokaklarda başı boş köpekler gibi gezip duruyolar, sanki birşey arıyormuşlar gibi. Ve aradıkları "KÜRT" insanlar ise hiç ortada olmuyor. Her dükkan, bakkal, market... kepenklerini indirmeye başlıyor teker teker akşam 8'den sonra. Sokaklarda sadece ellerinde sopalarla gruplaşan mahallerin ülkelerini kurtaracaklarını düşünen, gaza getirilmiş gençleri ve onları dağıtmaya çalışan polisler kalıyor. Ortada hiç Kürt kalmıyor geceleri. Buldukları 10-11 yaşındaki Kürt Çocuklarını da anlamsızca, hırsları geçinceye kadar linç ediyorlar. Bunlar sadece bizim sokakta olanlar, ötekileri bilmiyorum. Ama korkuyorum. Susan tarafın, geceleri evlerinden çıkamayan tarafın, gündüzleri ise gece olunca kendilerine edilen hakaretleri unutan insanların "SESSİZLİĞİ" korkutuyor beni. Fırtına öncesi bi sessizlik olduğunu düşünüyorum. Ben'se balkondan ne yaptığını bilmeyen gençlerin ne yaptıklarını anlamaya çalışıyorum, internetten olayı takip ediyorum. Büyük bi sorun yokmuş gibi gösterilmek istense de, kabul edilmeli ki büyük bi sorun var. Gecelerimizi aydınlatan helikopterlere de teşekkürlerimi borç bilirim.

İnternetten tanıştığım benden bi yaş büyük, başka şehirden olan arkadaşlarımın İstanbul'u kazanacak puanlar yaptığını öğrendim, çok mutlu oldum. Yaklaşık1 senedir tanışıyoruz. Birbirimize hediye göndermeler olsun, msn'de görüntülü konuşmalar, mesajlaşmalar, sırlaşmalar derken bayağı bi kaynaştık. Onlar İstanbul'da olcağı zaman ben başka bi şehirde test kitaplarına resim çiziyo olacağım.

Ben de İstanbul'u kazansam üniversite için ne güzel olur. Kendime 1+1 ya da 1+0 da olabilir bi ev bulduktan sonra hayatta benden mutlusu olamaz. Tabii ki bu ev Galata'da olmalı. Ne de olsa hem okuyup, hem çalışıcam. Annem bunu pek onaylama da planlarım öyle. Ama bunun için bütün sene boyunca ders çalışıp, test çözmeliyim.

-Yazacağım şeyleri de unuttum. Kaç gündür uykusuzum ve başım o kadar çok ağrıyo ki.-

Dün yine Marmara Forum'daydım. Önce cover yapan bi grup çıktı sahneye çok beğendim, güzel söylediler. Sonra da Melis Sökmen o harika sesiyle büyüledi resmen. Ve o "entel çiftle" karşılaştım. Nezaketen yanlarına gidip merhabalaştım, hallerini hatırlarını sordum. Haftaya yine orada buluşucaz :) İki kadeh şarap içtim üçüncüye annem kızdı, kendisi 1 bardak gin tonic'le kafa olduğundan.

Bugün ise Panda'mdan mesaj aldım; her yerden sildin mi beni yine, bensiz mutlu musun? diye soruyor. Hiç cevap vermedim. Sadece facebook'tan sildim o kadar. Onu buraya yazdığımı hissetmiş olacak ki "Cevabınız yok mu, Patrick bey?" diye mesaj attı.

Yıl 2008'in yaz ayları ve bize Almanya'dan babamın halasının oğlu ve karısı gelir. Bana bi kadının şarkısını dinletir ve ben o sese hayran kalırım. Yoktur öyle bi ses. Ve bu akşam da haberleri izlerken onun öldüğünü öğrendim. Evet o AMY WINEHOUSE. Duyduğumda ne yapacağımı şaşırdım. Çünkü gencecik yaşta öldü. 27 yaşında bir diva olarak ayrıldı bu dünyadan, Kurt Cobain, Janis Joplin, Jimi Hendrix ve adını hatırlayamadığım bi kaç isimle birlikte. Sarhoşluk Amy'e o kadar çok yakışıyodu ki anlatamam. Ben onu öyle sevdiğimden ya da. Benim için adeta bir Barbié bebekten farksız.

Bi ara Kıvırcık'ıma ulaşmam lazım. Ne zaman gelicek acaba buraya?

Bi kaç Amy şarkısıyla birlikte veda edelim o zaman.



2 yorum:

  1. abi ben sikliyorum bu yazdığını. yani ötekileştirme kolaylığına kaçarak işi nefrete ve kamplaşmaya vardırmak canımı yakıyor. siyahbeyaz dünyaya, ortaçağ karanlığına geri dönüyoruz:(

    YanıtlaSil
  2. belki ortaçağdan hiç çıkmamışızdır?

    YanıtlaSil

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.