5 Temmuz 2011 Salı

aynı galata, aynı taksim.

Mutluyum, yorgunum ve ayaklarım şiş. Dediğim gibi duşumu aldım, tıraş oldum, koltuk altı kıllarıımı tıraşladım... Ve bornozumla dolabımın karşısına geçtim. Önce bi don seçtim -gri ve vücuda yağışanlardan-, geçirdim kıçıma daha önce giymiş olduğum kotuda geçirdim altıma ama önemli soru üstüme ne giyceğimdi.

Çok tshirt getirmemiştim gelirken, annemlere manayla  alışveriş yaptırırım diye. Tshirlerden birini birakıp ötekine göz kırparken uzun zamandır giymediğim, önünde "I HATE PEOPLE" yazanı geçirdim üstüme ve çantamı alıp çıktım.

Önce tramvayla gitmeye karar vermiştim ama sonra otobüse yöneldim. Otobüse binince muavin "tshirtünde ne yazıyori, bakıyım." dedi çantamın askısını kaldırarak okumasını sağladım. Sonra bana "ne anlama geliyor bu?" diye sordu, ben de "söylemek istemiyorum" dedim tiz bi sesle. Sonra "anladım ben, insanlardan nefret ediyorsun benim gibi"dedi ve "I HATE PEOPLE ALL OF THEM" gibi bişey söylerken ben çoktan yerime oturmuştum. Önce sağ taraftaki koltuklardan birine oturdum, baktım olcak gibi değil sol tarafa geçtim. İyi bok yedim! Güneş bu sefer de sol tarafıma geçti.

Üç buçuk gibiydi galiba otobüsten indiğimde. İlk başta onlar kurdun arasındaki tek kuzu gibi hissettim kendimi. Çok kalabalık lan! Öyle böyle değil. Bi o yana bi bu yana koşuşturmaya başladım deli dana gibi. Salağım lan. Sanki bilmediğim yer, bi sakin ol. İndim Galata'ya, insandan başka bi bok yok. Çıktım tekrar İstaklal'e. Bu sefer tükkanlara girip ayakkabı denemeye başladım. Sanki alcakmışım gibi.

Salak salak dolandıktan sonra Eminönü'ne indim, orda da bi bok yok. Gittim kendime Mehmet Efendi'den 100 gr kahve aldım tam tramvaya doğru giderken aklıma geldi. Ya yine bozulursa?!?!?! Yerdim yarrağı. Kalmış zaten cebimde 3 lira para. Yok bunu göze alamazdım. Tekrar Taksim meydana yürüdüm. 8'de  bindim otobüse, 9'da evdeydim. Şimdi balkonda kahvemi yudumlarken yazdım yazımı. Değişen hiç bişey yok İstanbul'da, sadece ben biraz daha yaşlanıyorum. Ayaklarım çok ağrıyo, hiç oturmadım ki bi yere.

Ayrıca;
McDonald'ın tuvaletine girip bi güzel işedim.
Ergen kardeşimden "zaaaaaa" diye bi gülme şeklinin olduğunu öğrendim.
Bir de İstiklal'de gezerken hep Hayat Erkeği'yle karşılaşma umudundaydım. Çok merak ediyorum seni ibiş!

İşte bu yazı, işte bu da yazının şarkısı:

2 yorum:

  1. türk kahvesini nasıl içiyorsunuz ya ben nescafe bile içemiyorum :S

    YanıtlaSil
  2. @sss ikisinin de tadı ayrı bi güzeldir bana göre. bu iki tatdan mağrum kalmamanı öneriririm.

    YanıtlaSil

şimdi sen buraya yorumunu yazacaksın, ben de yayınlayacağım.