24 Nisan 2017 Pazartesi

Uçurtmanın Kaçısı

Bir aşk daha bitti. 2 hafta tanıma süreci ve 3 hafta sevgililikten sonra bitti. Belki de başlamamalıydı. Ama inanmıştım bu sefer de. Farklı olacaktı, mutlu olacaktım. Öyle düşünüyordum. Eğlenecektik. Derdimiz tasamız olmayacaktı. İnanmıştım. Öyle olmasını istemiştim galiba. Sevecek, sevilecek birine ihtiyacım vardı.

Aynı noktadan bakıyorduk hayata. Ama baktığımız noktalar birbirinden o kadar farklıydı ki kesişemiyorduk. Durduğumuz yerden başka ortak noktamız yoktu sanki.

Seviyordum. O da öyle biri diyordum. Kabul etmiştim. Tatsızlık oluyor. Kabul ediyordum. Seviyordum. Mutluydum da senin yanındayken. Sonunda beni seven birini bulduğumu, onunla devam edeceğime inanmıştım. Çok inanmıştım.

Sevilmeyecek bir adam değildin.

Niye kıskançlık denen bir şey var? Neden insanlar inandıkları şeyleri sonuna kadar savunurlar? Neden karşısındakini sürekli yargılarlar? Neden inanmak isteriz sevdiğimize, sevildiğimize, aldatıldığımıza? Sevmek güvenmek için yeterli değil midir?

Seni seviyorum, demek sadece içi boşaltılmış 2 kelimeden oluşan bir cümle midir? Sevmiyor muyuz gerçekten?

Modern çağda neden oluyor bunlar? Etrafta bu kadar fazla uyarıcı olması mı? Yoksa?

İlişkiler biter. 3 günde de 3 haftada da, 3 ayda da, 3 yılda da. Ama her şey yaşandıktan sonra bitse daha güzel olmaz mı? Yapılmayan şeylerin hesabı tutulmaz ama yaşanılanların üstünden de genelleme yapmak ne bileyim biraz acımasızca.

Yaşasaydık biraz da. 1 gün de olsa 1 saat de olsa. Yaşasaydık. Yaşamalıydık.

Bitti, eyvallah. Yaşanmamışlıklarla da severim. Yaşanılan güzel günler hala aklımda.

Kabul etmek gerekir. Kabul edersin. Sonra karşına çıkar. Özlediğini fark edersin.

Yazarsın.
Cevap vermez.
Yazarsın.
Cevap vermez.
Özlersin.
Beklersin.
Unutmaya çalışırsın.
Unuttum, dersin.

Sevgilisi olduğunu öğrenirsin. Ne güzel mutlu, dersin. Mutlu olursun.

Eve çıktığını öğrenirsin. Beraber yaşarız, dediği günler gelir aklına. Boğazında bir lokma düğümlenir. Hatırlarsın. Üzülürsün. Üzüldükçe hatırlamaya devam edersin. Üzülürsün. Çıkamazsın işin içinden. Yeni sevgilisinin ona aldığı hediyeyi görürsün. Kıskanırsın.

Yeni evinde, yeni yatağında seninle değilde bir başkasıyla yatacak olduğunu düşünürsün. Çıldırırsın. Bir şey yapamazsın. Bitmiş, bitirilmiş bir ilişki var ortada. Ne söylenecek son sözler söylenmemiş, ne son kez öpülmüş dudaklar, ne son kez kavuşmuş bedenler. Hepsi yarım. Hepsi eksik. Hepsi yetim kalmış.

Başka birinin sözlerinde, dudaklarında, bedeninde kaybolmak istersin. Kaybolamazsın.

En kötüsü de ne biliyor musunuz?

Baharı beraber kutlamayı umarken, uçurtmanın kaçışını izlemek.

Evet bu uçurtmanın kaçışıydı. Kaçırdık. Gitti. Eller boş. Gözler yaşlı. Dudaklarda ne sözlenecek son bir söz kaldı geriye, ne de öpülecek bedenler.


2 Temmuz 2016 Cumartesi

Sıcaktan bunalmış, yaşamaktan zevk almayarak bir gece mi daha bilgisayar başında öldürürken Twitter'da "Atatürk Havaalanın'da Patlama" linkleriyle bir anda kafamdan vurulmuşa dönüyorum.

Hemen linklere tıklayarak detaylarına ulaşmaya çalışıyorum. Kanalı değiştirtip haber kanalını açtırıyorum evdekilere. 10 ölü, 26 yaralı! Korkuyorum. Sanki ordaymış gibi hissediyorum kendimi. O panikle donup kalıyorum televizyonun karşısında. 1 hafta önce oradaydım, ya o zaman gerçekleşseydi?

Hemen aklıma bir arkadaşım geliyor. O'na yazıyorum. O gün uçuşu olup olmadığını billmiyorum, merak ediyorum. Mesajım iletiliyor ama okunmuyor. Son görülmesi kapalı. Panik oluyorum. O sırada bir kaç kişiyle daha konuşuyoruz. Ülkeye lanet edip, terketme planları yapıyoruz. Kolay değil bu ülkede yaşamak, mutlu olmak ise zor. Derken arkadaşım yazıyor, evdeymiş. Ama arkadaşları varmış o an orada olan. Bu sefer onlar için üzülüyorum.

Bi an aklıma eski sevgilim geliyor. Avrupa tatilinde mutlu fotoğraflarını hatırlıyorum, "Dönme, kal oralarda!" yazıyorum. "Uçak şuan İzmir'e iniş yaptı. Tam biz inerken patlama oldu...." yazıyor. Kalakalıyorum. Donuyorum. Yazacak bir şey bulamıyorum. Aklımdan bir sürü şey geçiyor ama parmaklarım işlemiyor. O'nun dönüyor olma ihtimali yoktu aklımda. Şuan bir mekana gitmek için hazırlık yapıyordur, diye tahmin ediyordum.

Özlediğimi fark ediyorum. Sarılmak istiyorum ona o an. Kokusunu içime çekmek istiyorum sadece. Ama O'nun adını televizyonda ölenlerin arasında görseydim diye düşünüyorum. Ne yapardım? Delirirdim her halde. Hemen evden çıkıp havaalanına, hastaneye giderdim diye düşünüyorum. Son bir kez onu görebilmek için. Yaşadığına, patlamanın olduğu an orada olmadığına sevinemiyorum bile.

Sonra benim gibi yüzlerce insan olabileceği aklıma geliyor. Sevdiğini bekleyen yüzlerce insan. Yüzlerce kalp. Yüzlerce kırık kalp.

O'nunla konuştukça biraz daha sakinleşiyorum.

Ben sakinleşiyorum ama sakinleşmeyen insanlar?

20 Şubat 2016 Cumartesi

Bahalar gelecek.




Kapıyı açar mısın?
Öpebilir miyim?
İçeri geçebilir miyim?
Bi su alabilir miyim?
Televizyonu açar mısın?
Otur musun yanıma?

Hayat güzel devam ediyor.
Eksiklikleri çok.
Gelen gideni aratıyor,
gelen de çok yok.

Sevmeye alışmak gerek biri.
Ondan başkasını sevemeyecek.
Ondan başkasının kapısını çalamayacak gibi hissetmek gerek.

Emek olan sevgiyi eğlencemize meze ettik.
Harcadık emeklerimizi.
Sevemedik doğru dürüst.
Sevdiremedik kendimizi.

Bahar geliyor.
Yeni umutlarla beraber.
Papatya falları beni bekler.

18 Şubat 2016 Perşembe

Patrick Hamamda - II



Hamam bölüme girdiğim anda zaten gözüm hiç bir şey görmedi. O buhardan ortama zor alıştım. Ortama baktım pek kalabalık değildi. Bi kaç kişi sağda solda yıkanıyordu. karşıda bir kapı daha vardı ordan da girdim orası da aynıydı. biraz daha kalabalıktı. Nerdeyse çeşmelerin hepsu tutulmuş, göbek taşının üstünde bi kaç kişi oturuyordu.

Boş bir çeşme bulup oturdum. Evet, 21 yaşında olsam da yine ortamın en küçüğü olmayı başardım. Çeşmeyi açtım o hazneyi doldurdum. Suyu dökmeye başladım. Hamam tası haznenin üzerinde yükselmeye başladı. Evreka, evreka! Arşimet haklıydı.

Su dökündüm, ortama biraz daha alışmaya çalışıp çevremi izlemeye başladım. 1 turist couple geldi. İkisi de birbirinden tatlıydı. Kese yaptırmak için sıra bekliyorlardı. Saçma biri gelip önümde durup beni izliyordu. İri kıyım 2 kişi bi köşede sevişmeye başlamışlardı ki görevlilerden biri gelip uyardı. Ama ortamda rahatsız olan kimse yoktu. Sevişenlerden biri ortamdan uzaklaşınca diğeri oynaşacak birilerine baktı.

Sabit bir ortam yoktu. İnsanlar çıkıp çıkıp geliyordu. Kalabalık bir ortamdı. Biraz daha ortamın ve suyun tadını çıkardım. Canım sıkıldı, saunaya girdim. Sonra tekrar hamam, tekrar sauna, sigara arası falan bikaç kere böyle döngü yaptım.

En son tekrardan hamama girdim. Girdiğim bölümde kimse yoktu baştan. Sonra ben yıkanmayaa başlyınca bir baktım ki etrafım dolmuş beni izleyen binlerce amca var. Kimisi dikmiş gözü bana bakıyor yiyecekmiş gibi, kimisi eli sikinde oynuyor falan. açıkçası rahatsız oldum. Kimseye bakmadım. Kendi halimde takılıyordum ki yaş ortalamasını benim kadar düşürmese de düşüren genç sayılabilecek biri geldi.

Kaş gözle işaret yaptı bana. Ben bu akbabaların arasından kurtulmak için tek kaçış yolum onu gördüm. Madem böyle bi yere geldik,birşeyler olacaksa da olsundu. Odaya geçip işimizi hallettikten sonra temizlenmek için tekrar aşağıya indim.

Yine içeri girdiğimde kimse yoktu fakat. Kaş göz arasında akbabalar üşüştü etrafıma. Eve zaten burda çok vakit geçirmiştim artık çıkma vaktim gelmişti. Temizlendikten sonra tekrar saunaya girdim. Bi adam geldi "Rahatsız etmezsem yanına oturabilir miyim?" dedi. Sorun yok, deyip buyur ettim.

Biraz sohbet ettik. İçerdekilerin bana nasıl baktığını falan söyledi.İlk defa geldiğimi ve gözlüğüm olmadığı için çok net seçemediğimi söyledim. O da iyi ki gözlüğün yok yoksa miden bulanırdı dedi. Elimi istedi verdim, rahat değilsin deyip biraz masaj yaptı. Evet bu ilgi  hoşuma gitmişti ama rahatsız da oluyordum. Anın tadını çıkartmaya çalışıyodum.

Çok sıkıldığımı ve gideceğimi söyledim. Üzüldü. Umrumda değil. Duş alıp kendime geldikten sonra odaya çıkıp kurulanığ giyindim ve eve döndüm.

Açıkçası eve döndükten sonra farkettim ki eğlenmişim. Evet tekrar buraya giderim ama haftasonu değil hafta içi bir günü tercih edeceğim bir dahakine.

Hamam deneyimi olanlar nereyi önerir acaba? Var mı güzel, rahat bir yer. Şu çok bilindik Cihangir Sauna, Firuzağa Hamam'ı dışında daha alternatif, güzel insanların takıldığı yerlerden.

14 Şubat 2016 Pazar

Patrick Hamamda





Günlerden sevgililer günü, 14 şubat, 2016. Bu demek oluyor ki bu sene de sevgililer gününe sevgilisiz gireceğim. Oysa rüyamda sevgililer gününde bana Rolex alan bir sevgilim vardı. Zenciden saat alanım bile yok. Olsun, eminim olacak. Yavaş yavaş. Eminim.

Hastayım, İstanbul'dayım, mutsuzum, havalar kötü ve evet yine sevgilim yok.

Sevgililer gününe sevgilisiz girmeye alışığım da en azından arkadaşlarımla buluşurdum. Falan. Ama bu sene her ikisi de olmadı. Evde de canım çok sıkıldı. Soğuk algınlığım var ve terleyerek bunu atmam gerekiyordu. Saunaya gitsem ne güzel olur diye düşünürken aklıma hamam fikri geldi. İnternetten "gay friendly" hamamlara baktım. Yakınlarda bir yerdekini gözüme kestirip arayıp fiyat sordum. Biraz pahalı gelse de evde kös kös oturacağıma gideyim diye düşündüm.

Önden evde bir duş alıp çıktım. Otobüs, sonrasında biraz yürüyerek hamamı bulmaya çalıştım.  Benim için İstanbul'un en güzel semtlerinden birindeydi. (Beyoğlu ya da Çemberlitaş civarında değil bu hamam) Hem biraz o güzel semtin tadını çıkarır, hem de terleyerek şu lanet hastalıktan kurtulurum umuduyla geldim hamamın önüne. Hayalimdeki hamam girişi bu değil. Olayı sindirmek için içeriye girmeden bi sigara yaktım. Ve girdim.


Beyoğlu vb bi yerde olmadığından sakin, çok kişi yoktur diye bekliyordum. Ama ne göreyim girdiğim gibi ortalık pazar yeri gibi. Duyan gelmiş, bi ben en sona kalmışım sanki. Anlamsız anlamsız bakındım etrafa. Bi görevli çocuk gördüm, "Ben hamama gelmiştim ama..." dedim. Otur abi şuraya odalar birazdan boşalır dedi. Anlamadım. E ilk hamam deneyimim, adabı, jargonu nerden bileyim.

Bekledikçe bekledim, giren çıkan insanları kestim. Ve karar verdim ki burası Tekyön'dekiler burada takılıyor. Aynı tipler. Ama ortalıkta dolanan götü başı ayrı oynayan çocuklar yok. Tırstım biraz. Hoş turistler falan da var. Hemen oradan çıkmakla kalmak arasında kararsız kalıp anın tadını çıkarmaya karar verdim. Çocuk gelip abi gel benimle dedi. Odaya götürdü beni peştamalı verdi. Soyundum, peştamalı taktım belime çıktım odadan. Gözlerim o çocuğu aradı, buldum. Ben ilk kez geliyorum, hamam nerde falan filan sordum. Gösterdi allah razı olsun. Cahilliğimden ölebilirdim.

Evden duş alıp çıktım ama saunada duş almadan girmeyin yazıyor diye göstermelik bi duş alıp daldı saunaya. Biraz ısınmaya başladım ortama, e tabii ortam da sıcak. Ortamı kestikten sonra çıkıp sounadan hamam bölümüne girdim. Gözlüğüm takılı değil, anlayamadım baştan neler oluyor. Açık açık sex yapıyolar mıydı mesela? Bunu merak ediyordum. Yoksa kesişmelerle mi idare ediyolardı? Beni neler bekliyordu?

Devamını yazmak isterdim ama yazı çok uzun olacağı için burada kesiyorum. Hem yazmak için bahanem olmuş olur :)

Sevgililer günüz kutlu olsun.
Sizi seviyorum.